5 Eylül 2018

Venedik Günlükleri - Roma

Alfonso Cuarón’un çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı Roma’nın yılın en iyi filmlerinden biri olduğunu söyleyerek başlayalım. Roma, Cuarón’un en kişisel filmi olmakla birlikte sinemasının yapı taşı olan bütün unsurlara da sahip; çok iyi yazılmış karakterler, pürüzsüz bir hikaye anlatımı ve nefes kesen bir görsellik. 


Cuarón’un 5 yıl aradan sonra çektiği film 70’lerde geçiyor ve Meksikalı orta üst sınıf bir aile ve yanlarında çalışan Cleo karakteri üzerinden dönemi arka planına alıyor ve bir ülkenin değişimini kadın karakterlerle anlatıyor. Hikayenin merkezine Cleo’yu yerleştiren Cuarón’unhem sınıf hem ırk hem de cinsiyet üzerinden kurduğu anlatıda büyük toplumsal olaylar ailedeki ve karakterlerin hayatlarındaki değişimle paralel şekilde ilerliyor ve bu kırılma anları eşsiz bir görsellikle perdeye geliyor. Açılışından itibaren sakin, hiç acele etmeden hikayesini anlatan Cuarón, küçük anlara odaklanırken epik anlar yaratmayı da ihmal etmiyor. Ev içindeki yaşamdan sokağa, kişisel arzulardan politik meselelere, mutlu anlardan huzursuz edici olaylara zarif geçişler yapan Cuarón, siyah beyaz görüntülerle büyüleyici bir dönem filmine imza atıyor. Hikayenin mizahi tonunu ve sertliğini dengeli bir şekilde kuran, imgeleri tekrarlayarak etkili bir şekilde kullanan Cuarón’un teknik açıdan ulaştığı seviye ise hayranlık uyandırıyor. Öğrenci protestosunun askerler tarafından bastırıldığı Corpus Christi Katliamı’nı gösterdiği sahne ve final bölümü başta olmak üzere antolojilere geçecek sahnelerle dolu Roma, kesinlikle yılın başyapıtlarından.


(Ekşi Sinema)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder