4 Eylül 2018

Venedik Günlükleri - The Nightingale

Jennifer Kent korku türündeki ilk filmi The Babadook‘un ardından intikam hikayesiyle geri dönüyor. 1825 Tazmanya’sında geçen The Nightingale, tecavüze uğrayan, kocası ve bebeği gözü önünde öldürülen Clare’in kendi adaletini sağlamak için çıktığı yolculuğu anlatıyor. 

Vigilante teması ağır bassa da film bir süre sonra Clare’in yola birlikte çıktığı Aborjin rehber Billy ile olan çatışması üzerinden ilerliyor. Hatta intikam hikayesi filmin ikinci bölümünde ırk üzerinden kurulan anlatıda ikinci plana atılıyor. Clare’in psikolojisine ve dönüşümüne yoğunlaşan bu bölümde hem senaryodaki hem de kurgudaki sorunlar göze batıyor. Rüya sahneleri ile takip bölümleri arasında ve geçişlerde akıcılığını kaybediyor ve tutarsız bir dil ortaya çıkıyor. Özellikle son bölümlerde intikam hikayesini dönüştürmek için filmin temposunu aksatan tercihlerde bulunuyor Kent. The Nightingale’in en zayıf tarafı  paralelde izlediğimiz Clare’in peşinde olduğu İngiliz subayının yolculuk bölümleri. Yüzeysel karakterler ve manasız olaylar dizisiyle filmi iyice aşağı çekiyor bu kısımlar. Filmin en büyük artısı ise Billy ve onun üzerinden kurulan mizahi ton. Billy karakteri, hem Clare’in dönüşümünün ve aralarındaki ilişkinin hem de filmin alt metinlerinin taşıyıcısı oluyor. Jennifer Kent sıradan bir intikam draması anlatmıyor belki fakat hikayeyi dönüştürme kısmında fazlasıyla bocalıyor.


(Ekşi Sinema)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder