6 Nisan 2018

Değişen dünyanın keşfi

Yıllar sonra geri döndüğü İzmir’de ailesinin evine yerleşen Selim’in yabancılık çektiği bu yeni dünya aynı zamanda çökmekte olan ve değişmeye başlayan bir dünya. Bir yandan eski hayatından izlerle karşılaşan Selim, diğer yandan dönüşmekte olan yeni dünyayı keşfetmeye başlıyor. Körfez’de gerçekleşen bir kaza sonucu ortaya çıkan koku ise şehirdeki hayatı alt üst ediyor ve yaşanamaz hale getiriyor. 


Emre Yeksan, ilk uzun metrajlı filminde son derece dingin ve kendine güvenen bir sinema diliyle ülke sinemasında çok sık karşılaşmadığımız bir distopyayı perdeye getiriyor. Ülkeye ve gündeme dair referanslarını sağlam bir şekilde kurarak hikayesini sınıfsal çatışmalar üzerinden anlatmayı seçiyor. 

Selim kendisini ait hissetmediği şehirde dolaşırken, evdeki konuşmalara dahil olurken, eskiden tanıdığı insanlarla karşılaşırken, yeni insanlarla tanışırken aidiyet ve mülkiyet kavramlarını etkileyici sahnelerle sorgulamayı başarıyor Yeksan. 

Kokuyu ise bir metafor olarak kullanmaktan öteye taşıyor; şehirdeki dönüşümün tetikleyicisi olan dayanılmaz koku, Selim’in daha önce görmediği, dikkat etmediği, şehrin merkezinden uzakta yaşayan, sınıfsal piramidin en altında yer alan insanların ortaya çıkmasına, birlikte yeni bir yaşam alanı oluşturmalarına imkan tanıyor. Kendisini bu yeni dünyaya ait hisseden Selim de bir süre sonra yerini bulmuş oluyor. 

Emre Yeksan ülkeye dair meselesini etraflıca ele almayı, dahası meselesini görsel dilin parçası haline getirmeyi başararak zor bir işin altından kalkıyor ve Türkiye sinemasının son yıllardaki en değerli filmlerinden birine imza atıyor. 

(FilmLoverss Dergi)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder