1 Aralık 2017

Hikayesini arayan film

Kardan Adam’la (The Snowman) ilgili yurtdışında çıkan ilk tepki ve eleştirilerden çok sonrasında Tomas Alfredson’un yaptığı açıklamalar korkutmuştu. Alfredson olumsuz eleştirilere “senaryonun bir kısmını çekemediğini” söyleyerek cevap vermişti. Çekimlerin yapıldığı Norveç’e senaryonun bir kısmını götürmediklerini de ekleyerek sinema tarihindeki en ilginç açıklamalardan birini yapmış oldu Alfredson. Halbuki ne hayallerimiz vardı!




Jo Nesbo’nun kitabından uyarlanan film geçmiş hikayesiyle açılıyor. Finale kadar kendisini göremeyeceğimiz seri katilin çocukluğundan bir anın etkileyici bir şekilde perdeye gelebilecekken nasıl harcandığına şahit olduğumuz bu açılış sekansı filmin geri kalanıyla ilgili ipuçları veriyor aslında. Daha baştan kurgusal sorunlar o kadar bariz bir şekilde göze çarpıyor ki hikayenin devamına geçmeniz imkansız hale geliyor. Alelade kurulmuş mizansenler, işlemeyen ritim ve gerilim duygusu sonraki iki saat boyunca giderek büyüyecek sorunların habercisi oluyor.

Oslo’da karlar altında geçen bir polisiye gerilim hikayesi Kardan Adam. Bir seri katil ve peşindeki iki dedektifin, geçmişten günümüze bağlanarak ilerleyen hikayesi şeklinde özetlenebilir. Ancak ne seri katil ne de dedektifler hikayeye dahil olabiliyor. Çünkü onlar da biz seyirciler gibi hikayeyi arıyor. 

Bir roman uyarlaması olan Kardan Adam’ın sorunu sadece hikaye olabilir mi? Kitaptaki malzemeyi bile kullanamayan bir film var karşımızda. Sağlam bir şekilde kurulmayan bir suç tasarımı, birbirinden kopuk halde ortalığa saçılan ve dolayısıyla merak unsuru taşımayan ip uçları, dramatize edilemeyen, inandırıcılıktan uzak bir soruşturma ve takip süreci, çalakalem bir psikolojik alt metin, hiçbir anında devreye sokulamayan gerilim trükleri, aralarında hiçbir çatışma olmayan karakterler ve suni geçmiş hikayesiyle Kardan Adam’ı bir uyarlama olarak değerlendirmek bile külfet. 

Yönetmen koltuğunda Gir Kanıma (Let the Right One In) ve Köstebek (Tinker Tailor Soldier Spy) gibi iki başyapıtın yönetmeni Alfredson’un olması Kardan Adam’ı daha da ilginç hale getiriyor! Senaryosu eksik, kurgulanmamış bir  malzeme Tomas Alfredson’un bahanesi olamaz elbette. Kendi içinde bile tutarlılık ve derinlik taşımayan, motivasyonları belli olmayan karakterler hiçbir izleği olmayan hikaye içerisinde gülünç duruma düşüyor, filmin asıl çöküşü ise son bölümde yapboz tamamlandığında gerçekleşiyor. Finalde katilin kim olduğu ve psikolojik geçmişi, Dedektif Katrine Bratt’in neden bu vakayla özel olarak ilgilendiği, Harry Hole’un hikayedeki konumu, iki dedektif arasındaki ilişki ve geçmiş bağlantıları açığa çıktığında Kardan Adam’ın fişi çekiliyor. Sahipsiz, tamamlanmamış, dalga konusu olacak kadar gülünç, bütünlükten yoksun ve eksik. Büyük bir hayal kırıklığı.


(Arka Pencere Mecmua - Aralık)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder