22 Eylül 2016

Şablonlara sıkışan vicdan hikayesi

Dardenne Kardeşler, İki Gün Bir Gece’deki (Deux jours, une nuit) şablonu sevmiş olmalı ki, Meçhul Kız’da (La fille inconnue) bu şablonu aynen devam ettirmeye çalışıyor. 


Kamu yararına çalışan Doktor Jenny, mesai saatinden sonra geldiği için kapıyı açmadığı bir kadının daha sonra öldüğünü öğreniyor ve suçluluk duygusuyla kimliği bilinmeyen kadının kim olduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyor. İki Gün Bir Gece’de kapı kapı dolaşıp arkadaşlarını ikna etmeye çalışan Sandra gibi Jenny de hastalarının evine gidiyor muayene için, diğer taraftan ölen kadına ulaşmak isterken ipuçlarını takip ediyor. Jenny’nin suçluluk duygusuyla bu yola çıktığını bilsek de içine girdiği hikaye polisiyeye dönüştükçe seyircinin hikayeyle kurduğu ilişki de değişmeye başlıyor. 

Polisiye dozunun artmasıyla karakterin motivasyonu deforme oluyor ve hikaye gerçeklik zeminini kaybediyor. Böyle olunca filmin ortalarından itibaren Dardenne’lerin kurduğu klasik anlatı çatırdamaya başlıyor. İdealist baş karakter Jenny’nin polislik yapmaya çalışması ile vicdan muhasebesiyle hareket etmesi durumu birbirine karışıyor. Hikayedeki küçük gerilim ve gizem unsurları ile sorgulama sekansları inandırıcılıktan uzak seyrederken, Dardenne’ler yine yan hikayelerle birlikte toplumsal olana ulaşmaya çalışıyor ancak burada da usta yönetmenlerin salt bir Avrupa resmi çizmek ve birey-toplum ilişkisine dair bir şeyler söylemek için tercih ettikleri şablonlara sıkıştığı açıkça görülüyor. Dardenne’ler ilk kez en güçlü oldukları alanda yani senaryoda sınıfta kalıyor ve vicdan üzerinden ilerleyen böyle bir hikayeye bir bakış açısı katamıyorlar. 

(Ekşi Sinema)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder