1 Mart 2015

Victoria: Tek planda yalnızlık


Victoria’nın ilk yarım saati filme adını veren başkarakterinin yalnızlığı üzerine kurulu. İlk olarak bir gece kulübünde dans ederken ve birileriyle tanışmaya, konuşmaya çalışırken görüyoruz Victoria’yı. Ve sonrasında bisikletine atlayıp yalnız ayrılırken. Bu yalnızlık, daha sonrasında Victoria’nın gece boyunca yaşayacağı ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte devam edecek olayların motivasyonu oluyor bir anlamda. 


Madrid’den Berlin’e gelmiş ve burada hayatını bir kafede çalışarak sürdürmeye çalışan Victoria ile karşısına çıkan dört ‘’serseri’’nin kesişme noktası tam olarak bu yalnızlıkla alakalı. Zorlama okumalara gerek yok belki ama karakterlerin göçmen ya da alt sınıftan olması dolayısıyla ‘’bir yere ait hissetme’’ mevzusu da hikayede yerini bulmuş oluyor bu kesişmeyle. 

Gelgelelim 140 dakika tek plandan oluşan Victoria’nın teknik becerisine. Filmin jeneriğinde ilk önce görüntü yönetmeni Sturla Brandth Grovlen’in adının yazması boşuna değil. Banka soygunu, silahlı çatışma gibi ağır ve tek planda çekilmesi çok zor sahnelerin olduğu gerçek zamanlı bir hikaye/macera izliyoruz ve 140 dakika boyunca tüm kusurlarıyla birlikte hayranlık uyandıran bir iş çıkıyor ortaya. 

Yönetmen Sebastian Schipper’in en büyük başarısı ise biçimsel gösterişten uzak durarak, göz boyamadan iyi bir hikaye anlatmaya çalışması oluyor. Hatta filmin etkileyici bölümlerinin durgun dakikalarda iyi yazılmış diyaloglarla yaratılan romantik ve melankolik sahneler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

(Altyazı - Mart)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder