2 Temmuz 2013

'Politik değildir demek akıl karı değil'


Gezi Parkı direnişi notları - 5

Direniş boyunca aktif rol oynayan Öğrenci Kollektifleri'nin hemen tüm üyeleri Y Kuşağı'nın temsilcileri. Öğrenci Kollektifleri'nden Aylin Kaplan'la direniş ve kuşak meselesi üzerine...

Sürekli bir kuşak farkından bahsediliyor. Gezi Parkı direnişinde belirli bir kuşaktan söz edilebilir mi? 

‘90’lar kuşağı ayağa kalktı’ analizi yapmak şu an için ne kadar doğru bilmiyorum. Ama şu da bir gerçek, Gezi Parkı eylemleri ile başlayıp bir halk direnişine dönüşen eylemlere katılanların çoğu orta sınıf/ genç. Burada birkaç kritik nokra var bence, mesela daha önceleri eylemlerde bırakın gözaltına alınmayı fotoğrafının çekilmesinden bile korkan insanlar nasıl oldu da bu kadar cesaretlendi? Sokağa çıkan genç kitlenin bu kadar cesur olmasında ülkenin kanlı tarihine tanıklık etmemelerinin büyük payı var diye düşünüyorum. 90’lara kadar olan dönemi düşünün, darbeler, ihtilaller, Maraş, Çorum, Ermeni Katliamları, 12 Eylül ve daha sayamayacaklarım...

Sokağa çıkanların özelliklerine gelince, 90’lar diye bahsedilen yaşlardan söz edeceksek benim direnişin en başından beri gördüğüm şey müthiş yaratıcılar. Hep bilgisayar çocukları, sanal kuşak diye söz edilen bu insanlar bu direniş boyunca her zaman ve her yerde inanılma algıları açık ve üreticiydiler. Mesela kürsüden söylenen bir kelime anında alanda binlerin ağzında çok yaratıcı bir slogana dönüşüveriyordu.  Bunun yanı sıra özgürlük ve onurlu, insanca bir yaşam isteyen insanlardı ki zaten bunun mücadelesi için sokaktaydılar. 




Politik/apolitik tartışması var bir de. 
Evet, bu konu çokça dile getirildi. Özellikle de AKP tarafından. Tayyip Erdoğan bunu medya aracılığıyla direnişi bölmek için de sıkça kullandı. Mesela “Ağaçlar kesilmesin” diye sokağa çıkanlar” ve “Marjinaller” diye iki kavram kullandı hep. Ancak en başından beri bu direnişi takip etmiş olan, parkın havasını koklamış olan birisi şunu çok net anlayabilecektir: Gezi Parkı direnişi başından beri politiktir. Bunu farklı şekillerde ayırmak gereksizdir. Çünkü insanları sokağa çıkmaya tetikleyen şey en başında elbette Gezi Parkı’na o iş makinelerinin girmesi idi. Ancak sadece bununla sınırlı kalmadı. Polisin yaptığı şafak baskını ile başlayan sürecin devamında 100 binlerce insan “Hükümet istifa” diyerek sokağa çıktı, çıkmayan evinde tencere-tava çaldı ses çıkardı. Gezi Parkı’nda yaşananlar AKP’nin 11 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı baskıların patlama noktası oldu. İnsanların artık yaşam biçimlerine; içki içip içmemelerinden ne giyeceklerine kaç çocuk doğuracaklarına kadar karışılmasına tahammülleri kalmadı. Yani AKP öyle bir iktidar kurdu ki devlet mekanizmasının bütün organları ile var olduğu yerden insanların yatak odalarına kadar uzanan bir yelpazenin çevresinde sürekli baskı kurarak bir diktatörlük oluşturdu. Gezi direnişi ile başlayıp koca bir isyana dönüşen ve bin bir çeşit farklı insanı aynı slogan etrafında bir araya getiren bu direnişe “Politik değildir” demek çok da akıl karı değildir.

Sizin kuşağınızdan neden böyle bir eylem beklenmiyordu?
Ben çok da beklenmedik bir tepki olduğunu düşünmüyorum. Evet bu kadar büyük bir halk isyanı beklenmiyordu bu doğru ancak bir gün insanların "Yeter" deyip sokağa çıkacağı belliydi. Haftalardır süren bu direnişi neden beklenmiyordu konusu ise, insanlarda müthiş bir umutsuzluk vardı. İnsanlar sokağa güvenmiyordu, birbirlerine güvenmiyordu. Herkes bir biçimde AKP'nin politikalarından rahatsızdı ama korku, umutsuzluk, güvenmeme gibi konular bir araya gelince kimse sokağa( eyleme) çıkmıyordu. Bu direnişin bence en güzel yanı da bu oldu. İnsanlar artık sokağa çıkmayı, sokağa çıkıp hakkını arayınca kazanacaklarını öğrendiler; omuz omuza barikatlarda çatıştıkları insanlara ve kendilerine güvenmeyi öğrendiler.


Direnişi ve Gezi Parkı'ndaki hayatı içeriden biri olarak nasıl anlatırsın?
Gezi Parkı deneyimi siz de farkındasınızdır ki artık tarihe geçmiş bir olaydır. Biraz önce söylediğim şeyin yani insanların sokağa, kendisine ve başka insanlara güvenmenin ötesinde Gezi gerçekten başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Gezi Parkı'nda para yoktu, güvensizlik, çirkinlik, emek sömürüsü yoktu. Orada dayanışma vardı, gönüllülük vardı. Çöplerin toplanmasından tuvaletlerin temizliğine, yemek yapılmasından gece battaniyeni yanındaki ile paylaşmaya kadar tüm yaşam oradaki direnişçilerin emeği ve inancı ile kuruldu. Gezi'de gerçek özgürlük vardı, bu bireysel değil Gezi ahalisinin toplumsal özgürlüğü idi. Böyle bir yaşam çok tahayyül edilebilir bir şey değildi, insanlara hep ütopik gelmişti belki de. Ama Gezi'de yaşananlar bunun mümkün olduğunu gösterdi. 


Bunun sihri neydi? Bu kadar farklı yerde duran insanı bir araya getiren şey?
Sadece Gezi'de değil direnişin en başından beri yani barikat önlerinde çatışırken de, polis saldırısından kaçarken de Gezi'de bambaşka bir hayatı yeniden kurarken de.  Bu nasıl mümkün oldu, bence buradaki en önemli nokta ülkenin dört bir yanındaki 100 binlerce insanı sokağa döken ortak talepti. Sokaktaki insanların farklılıkları, inançları, dinleri, dilleri, cinsiyetleri ne kadar farklı olursa olsu bu yelpazenin ortak bir keseni vardı ve bu amaç bu tepki onları bir araya getirmişti. Bu bir yandan da AKP'nin başarısıdır :) Gündelik yaşamda belki asla yan yana  gelmeyecek olan insanlar bu direniş boyunca omuz omuza çatıştı, birlikte "Tayyip istifa" sloganları attı, çünkü sokağa çıkan tüm direnişçilerin ortak derdi bu idi. (SabitFikir)


Not: Fotoğraf Twitter'dan alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder