3 Temmuz 2013

'Kur'an'daki cennet tasavvuruna çok yakın'


Gezi Parkı direnişi notları - 6 - 

Gezi Parkı direnişinin en önemli parçalarından Antikapitalist Müslümanlar, farklılıkların bir arada yaşayabileceğinin en büyük kanıtlarından biriydi ve ilk günden itibaren direnişi güçlendiren unsurların başında geldi. Antikapitalist Müslümanlar'dan Sedat Doğan ile direniş, dayanışma ruhu, farklılıklar üzerine...

Siz neden direnişe katıldınız?
Biz inancımız gereği direnişe katıldık. İlk günden beridir de , inançlarımız doğrultusunda bir duruş sergiledik: ‘Mülk Allah’ındır, sermaye defol’ Gezi Parkı gibi kamuya açık alanların, belirli sınıfların çıkar aracı olamayacağı ve insanların ortak kullanım alanları olarak kalması gerektiğini savunduk. Çünkü inancımıza göre Allah her şeyi insanların ve hayvanların ihtiyaçları oranında, eşit, ortak bir şekilde paylaşması için yaratmıştır.


Gezi Parkı direnişinde belirli bir kuşaktan söz edilebilir mi?
Genç bir nesilden bahsedebiliriz. Bu nesil aslında son 10 yıldır bir pasif direniş halindeydi. Ülkemizde ve dünyada cereyan eden haksızlıklara karşı bir tepki halindeydi fakat bu sanal ortamın dışına taşmıyordu pek. Bunun sebeplerinden biri de halihazırda mevcut olan muhalefet partileri ve STK’lardı. Birçok haksızlık unsuru belirli görüş ve ideolojiler eliyle manipülasyan aracı olarak kullanılabiliyordu. Bu yüzden gençlerde bir aidiyet duygusu gelişmiyordu. Yalnız Gezi Parkı’ndaki ağaçlara yönelik yapılan bir müdahale, manipülasyon içermeyen bir alandı ve gençler , siyasete müdahale edebilecekleri bir alan bulmuş oldular bu vesileyle. 


Ayrıca  polisin sabah baskınındaki gerçekten orantısız müdahalesinin de , bir vicdan patlamasına dönüşüp, gezi parkı direnişini kitleselleştiren yönünü de unutmamak gerekir.



Politik/apolitik tartışması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu ayrımı çok doğru bulmuyoruz. Politik alanı sadece parlamenter sistem içinde okuma alışkanlığı olanlar, bu sistem dışı politik duruşları apolitik olarak okuyor. Aslında Gezi Parkı direnişçisi gençler hem iktidara hem de muhalefete, parlamenter sistemin kısıtlayıcı poltik argümanlarının yetersizliğinden dem vurup, politik duruşu sokaklara yayarak muhalefet yapmayı halkın içine yönlendiriyorlar. Bir nevi doğrudan muhalefetin ya da demokrasinin öncülü haline gelmiş durumdalar.

Neden beklenmedik bir direniş? Sizin kuşağınızdan neden böyle bir eylem beklenmiyordu?
Bizim kuşağın sistemle bağlantıları da, sitemin arızalarına yönelik farkındalığı da çok yüksek. Sistem araçlarını kullanarak, bu araçları sistemin işleyişini zora sokacak bir unsur haline dönüştürüverdi. 

Sosyal medya gençlere yeni alanlar açtı. Kartel medyasına, sermaye gruplarına gerek kalmadan, kendi sanal dünyalarını kurdular. Bir nevi sistem içinde sistemden bağımsız bir ilişki ağı, politik, ya da vicdani bir kültür oluşturdular. Herşeye tepkiliydiler ama bu sosyal hayat içinde ete kemiğe bürünemiyordu. Gezi direnişi bu anlamda da bu üretilen farkındalığın açığa çıkmasına sebebiyet verdi.  Büyük medya kuruluşları Gezi olaylarını görmek istemese bile, gençler çoktan hangi amaçla, hangi argümanlarla ve neye karşı mücadele etmesi gerektiğini fiili olarak uygulamaya koymuştu bile.

Parlamenter sistem içine sıkışmış, ya da parlamenter sistemi yıkmaya odaklanmış , nuhalefet, iktidar ya da devrimci güçler, bu alanın kapsayıcılığını öngöremedi. İktidar bir yaptırım uyguladığında, kendisini meydanda eleştirenlerin sayısına baktı ve hem sayı olarak hem de belirli siyasi gruplara ait olan bu protestoları hiç önemsemedi, ve daha da hırçınlaştı. Ama firavun örneğinde olduğu gibi hiç beklemediği bir yerden gençlik, hem iktidarı hem de muhalefeti amansız yakalamış oldu.


Direnişi ve Gezi Parkı'ndaki hayatı içeriden biri olarak nasıl anlatırsın?
Direniş kendi iç dinamizmini harekete geçiren gençliğin anti-otoriter bir başkaldırısıdır. Bu başkaldırış, politik büyüklerinden farklı olarak, toplumun bütün unsurları kucaklayıcı ve höşgörücü bir erdemliliğe de sahiptir. Gezi parkı direnişi Toplumun farklı kesimlerinin özne hallerini bozmadan bir ahenk içinde bir arada tutmuştur. Barış sürecinin yaşadığımız şu günlerde, barışın nasıl sağlanabileceğinin de açık delili olmuştur Gezi Parkı. Paranın ve statünün geçmediği Gezi Parkı, Kur’an’daki cennet tasavvuruna çok yakındır. Taha suresinde Allah cenneti tanımlarken kimsenin aç kalmadığı ve güneşten yanmadığı yer olarak tarif eder.  Gezi Parkı’nda bu yönüyle ne hiyerarşik bir yapılanma vardı ne de eşitsiz bir toplum yapısı vardı. Gezi Parkı dünyanın bütün çelişkilerine karşı, eşitliğin, kardeşliğin yani sınırsız ve sınıfsız cennet idealinin protitipini oluşturmuştur.


Bu kadar farklı yerde duran insanı bir araya getiren şey neydi?
Sermayeye bağımlı iktidarların kamplaştırıcı siyasetleri, gençlere çok anlamsız geliyordu zaten. Daha global değerlerle kuşanmış gençlik, farklılıkları olumsuzluk değil, zenginlik olarak görüyorlardı. Üniversitede, sinemalarda, caddelerde , tribünler de farklı görüş ya da yaşayış halindeki gençler zaten bir arada hayatın içindeydiler. Bu içiçelik geziye de yansımış oldu. (Sabit Fikir)


Not: Fotoğraf Twitter'dan alınmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder