8 Nisan 2013

'İnterneti azaltmak için terapi ihtiyacımız olabilir'

Gündemi çoğunlukla sosyal medya belirliyor ya da sosyal medya üzerinden takip ediyoruz. Yeni alışkanlıklar ortaya çıkarken birçok şey hızla değişiyor. Sadece sosyal medyaya bakarak analiz yapmaya kalkışsak ne kadar çok muhalif, duyarlı, vicdanlı, aktivist, entelektüel insanımız olduğuna şaşıp kalabiliriz herhalde! Bu ikiyüzlülüğü masaya yatırmak anlamsız bir çaba olur belki de. Beri yandan internetin hızına yetişmek de imkansız. Elimizden düşmeyen akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlarla birlikte dönüştüğümüz, içine girdiğimiz dünya tasavvur edilemez, bir şekle büründü/bürünmeye de devam ediyor. Biz de bu teknolojik imkanlar, yasaklar, hacklemeler, sürekli değişen yeni kimlikler ve öngörüler arasında yazar Barış Müstecaplıoğlu’na kulak verdik, ne olacak halimiz diye...


Protesto biçimleri internetle birlikte değişti mi? İnternetin de artık önemli bir protesto alanı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bence söyleyebiliriz. İnternetin yaygınlaşmasıyla bu mecrada yapılan protestolar çok daha geniş tabanlı ve yüksek katılımlı olmaya başladı. Eskiden sadece belirli bir üst düzey zümrenin kullandığı internette tepki gösterilen şeyler de yalnızca bu zümrenin canını sıkan şeyler oluyordu. Artık her kesimden insanın tepkisini ortaya koymak için interneti kullandığına şahit oluyoruz. Facebook, Twitter, Ekşi Sözlük gibi portallar, blog sayfaları bugün geçmişe nazaran daha fazla çok seslilik içeriyor. Alevisi, Sünnisi, solcusu, sağcısı, herkes burada artık. Bu açıdan günümüzde internetin genele hitap eden bir protesto alanı olduğunu kabul etmekle birlikte, bu protestoların kalıcığını ve etkinliğini ayrıca tartışmak lazım. Emek gerektirmeyen, riski düşük bir protesto alanı olduğu için, aynı insanların her gün birçok farklı şeye tepki gösterdiği bir alan aynı zamanda. Bu kadar çok şeyin protesto edildiği bir ortamda da pek az şey uzun süre gündemde kalabiliyor. Sürekli gündem değişiyor. İnsanlarda ciddi bir duygu ya da düşünce değişimine yol açamadıktan sonra, her gün bir şeyleri protesto etmek bana çok anlamlı gelmiyor.

Gündelik hayatta birçok şey internet üzerinden yapılıyor. Ve teknoloji iktidarın da varlık alanlarından biri artık. Bu anlamda internetin kullanımı sizce nasıl bir dönüşüm yaşayacak? 
Geçenlerde Üsküdar’a geçmek için vapur iskelesinde oturduğumda, etrafıma baktım ve dokuz kişi saydım, dokuzu da o an ellerindeki cep telefonlarına ya da iPad’lere gömülmüşlerdi. Parmakları tuşlar üzerinde makine gibi çalışıyordu. O aletlerle tek vücut olmuş gibiydiler. Etrafındaki insanları tanımaya çalışan, hayatı ve dünyayı kendi gözleriyle gözlemleyen, bir konu üzerinde odaklanarak düşünen ya da hayallere dalmış olan bir kişi bile yoktu o an. Asıl ürkütücü olan, bu sahneyi fark ettiğim anda aklıma gelen ilk şeyin Twitter’ı açıp bu gözlemimi sayfamda paylaşmak olmasıydı! Yani sadece bir an duraksamasam, ben de o grubun bir parçası olacaktım.


Belirli bir düzeyde kullanıldığı sürece internetin bize sağladığı hızlı iletişim ve bilgiye hızlı ulaşma imkanları hayatımıza büyük değer katıyor, ama bunu dengede tutabilmek hiç kolay değil. Günümüzdeki sigarayı bırakma terapileri gibi, gelecekte de insanlar internet kullanımını azaltma terapilerine ihtiyaç duyabilirler. Bilgilerimizin internette kolay ulaşılabilir olması, iktidar odaklarınca gözlenebilir olması ise elbette bir kaygı unsuru, ama internet bir silah olarak kullanılacaksa çift taraflı bir silah, iktidar odakları dediğiniz kişilerin bilgileri de sanal ortamlarda mevcut, farklı kesimlerce ulaşılabilir durumda. Bunların her biri ilginç romanlara ilham verebilecek konular.

Redhack ve benzeri hareketler yeni toplumsal hareketler içerisinde görülebilir mi? 
Görülebilir bence, fakat ne kadar geniş bir kesimi temsil ettikleri tartışılır. Oldukça küçük ve marjinal bir grup diye biliyorum. Yaptıkları eylemler insanlarda internetin tehlikelerine dair hassasiyet uyandırdığı için yasakçı uygulamalara gerekçe de yaratıyor. Aynı zamanda bir siteyi “hack etmek”, açılmasını engelleyerek ya da başka bir içerik ekleyerek ulaşılmaz kılmak, iktidarın uyguladığı yasakçı uygulamalardan farklı değil bana göre. Asıl mücadele fikirle yapılmalı, o sitedeki söylemlerin yanlış olduğunu düşünüyorsan, bu söylemleri çürütecek daha güzel bir site yaparsın, insanları kendi fikirlerini anlatarak ikna edersin, o sitedeki içeriğe insanların girmesini engellemek, yapan kişiler sivil de olsa, site devlet sitesi de olsa, başkalarını kısıtlayıcı bir eylem.

Gizli bilgilere ulaşmayı ve ifşa etmeyi amaçlayan eylemler ise daha sıcak baktığım eylemler doğrusu. Eğer kişilerin şahsi bilgileri değilse, kimsenin bizden gizlemeye hakkı olmayan, yolsuzluklara ya da haksızlıklara dair bilgilerse, internet dehalarının bunları bulup bizlerle paylaşmasından memnun olurum.

İnternetteki muhalif tavır(lar) iktidarı ne kadar rahatsız eder? Bu internetli yeni dünya neye doğru gidecek sizce? 
Daha önce de belirttiğim gibi, ben bu tavırların çok da etkili ve kalıcı olduğunu sanmıyorum. Eğer internetteki örgütlenme, daha sonra fiziksel buluşmayı ve birlikte hareket etmeyi getirirse, bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi somut sonuçlar verebilir. Ama çoğunlukla insanlar Facebook ve Twitter’da bir olaya öfke kustuktan beş dakika sonra normal gündelik hayatlarına dönüyorlar. Attıkları tweet’lerden takip edebilirsiniz bunu, bir konuyu şiddetle protesto eden bir tweet’ten üç dakika sonra kedi videosu tweet edebiliyor ya da gülen suratlarla dolu bir espri patlatabiliyorlar. İnternet çoğunluk için öfke terapisi rolü oynuyor, orada güvenli bir ortamda bağırıp rahatlıyorlar, ama bu kendi içlerinde ya da toplumda değişimi tetiklemiyor. İnsanların öfkelerini internette gerçek bir sonuç yaratmadan kusmaları, bir nevi “gazlarının alınması”, iktidar için pek de şikayet edilecek bir durum değil sanki.

Peki, sosyal medya muhalifliğini 'yeni kimlik' açısından nasıl okumak gerekir?
Normalde başka insanların yanında muhaliflik yapmaya, daha avam konuşalım, çıkıntılık yapmaya cesareti olmayanlar, Twitter ya da ekşisözlük gibi kendilerini güvende hissettikleri ortamlarda sanal kimliklerle gerçekte olmadıkları kadar muhalif görünebiliyor, sert eleştiriler yapabiliyorlar.

Yeni kimlik derken bunu sadece muhaliflikle de sınırlamamak lazım, Facebook'ta hemen herkes kendine bir makyaj yapıyor, gerçekte olmadığı kadar havalı fotoğraflar çektirip profil fotoğrafı yapıyor, normalde pek neşeli ya da komik olmadığı halde güncellemelerinde sürekli neşeli ve esprili cümleler görüyorsunuz. Normalde hiç kitap okumadığını bildiğim kişilerin Twitter'da sürekli edebi cümleler, alıntılar yayınladığını görüyorum. Kötü niyetle olmasa bile fırsat bulmuşken çoğu insan, bu tür ortamlarda olmak istediği ama olmadığı bazı niteliklere bürünüyor.

İnternette yasak  ve sınırlandırmalar bir başarıya ulaşabilir mi? 
Bir siteyi yasaklarsanız üç gün sonra aynı içerikte bir başkası çıkıyor, site açmak çocuk oyuncağı artık, bu tür kısıtlamaların tamamen başarıya ulaşması mümkün değil bence. Yalnızca kaçınılmaz sonucu geciktirebilirsiniz, o kadar. İnterneti kısıtlamak ülkenin gelişimini kısıtlamak aynı zamanda, bu yüzden sansür amaçlı yasaklamaların karşısında durmak elbette önemli. Ama internetin tamamen kuralsız bir ortam olması gerektiğine de inanmıyorum, iftira atmak, kara çalmak, hakaret etmek gibi eylemler hiçbir ortamda özgürlük kapsamına girmez. Söylediğiniz yalanlarla bir insanı internette hedef tahtası haline getirebilirsiniz, bu yalanlar Facebook ve Twitter gibi mecralarda hızla yayılabilir ve büyüyebilir, sonunda bu kişinin fiziksel bir zarar görmesine bile yol açabilirler. Bazen bilgi çöplüğü haline gelebildiği için, çocuklarımıza internette her okuduklarına inanmamak, ulaştıkları bilgileri farklı kaynaklardan doğrulatmak gibi alışkanlıklar da kazandırmalıyız.

Son olarak yeni alışkanlıklar üzerinden gelecekle ilgili öngörüleriniz var mı?
İnternet kullanımının gittikçe yaygınlaşacağı, hayatı ekranlardan takip etmenin yeni nesiller için vazgeçilmez bir alışkanlık haline geleceği belli. İnternet etiği, kanunları ve hastalıkları zaman içinde daha fazla konuştuğumuz, tartıştığımız konular haline gelecek bence.

İnternet ünlüleri, blog yazarlığıyla şöhret olanlar günümüzde de mevcut, zamanla bu tür yeni bir ünlü sınıfı oluşacaktır. Sanal yaşamlar yaygınlaştıkça, bu alanda yeni yeni suçlar ve bu suçlarla mücadele eden yeni devlet birimleri de göreceğiz muhtemelen. Yelkenli gemilerde çalışan gemicilerin zamanında buharlı gemileri yakıp yıkmaları, nasıl gemicilikteki gelişmeleri durdurmadıysa, bu da önünde durabileceğimiz bir değişim değil. Kendimizi buna erkenden hazırlamamız en iyisi olur. (SabitFikir - Nisan)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder