9 Nisan 2013

Fazla 'klasik' bir hikaye

Her ne kadar künyede adı yazsa da bu bir Gus Van Sant filmi demek zor Promised Land için. Ama arada yapıyor böyle ‘klasik’ işler. Projenin hikayesine baktığımızda, filmin yönetmenliğini başroldeki Matt Damon’ın yapacağını ancak oyuncunun farklı işlerinin çakışması nedeniyle koltuğunu yakın arkadaşı Gus Van Sant’a devrettiğini öğreniyoruz.


Kirli politikalar, yalanlar ve entrikalar üzerine kurulan hikaye aslında çok bildik. Bir şirket kasabaya gelir, kasabalıyı kandırır/ikna eder, evlerini, topraklarını, izinlerini alarak oraya bir santral kurar ya da petrol, doğalgaz çıkarır ya da başka türlü bir yatırım yapar. Bu topraklarda sık yaşanan ancak artık haberlere bile konu olmayan bir mesele. Yakınız bir anlamda.

Şirketin adamı, pazarlama uzmanı Steve Butler, doğalgaz çıkarma tekniğine kasabalılara ikna etmeye çalışır, fakat kasabalılar kolay lokma olmadığı gibi işleri bozan çevreci durumu daha da zorlaştırır. Gus Van Sant, hikayeye bağlanmadığı bölümlerde gerçekçi diyaloglarıyla taşradaki çatışmaları ve kasabalının dünyaya bakışını göstermeyi başarıyor ancak bundan çabucak vazgeçiyor ve konvansiyonel sinemanın peşinden giderek hikayenin sonucuna odaklanan ‘basit’ bir hikaye anlatıyor.
Promised Land, daha önce birçok kez anlatılmış bu hikaye için yerleşik bütün kalıpları kullanmayı da ihmal etmiyor. Gus Van Sant, Amerikan taşrasındaki hayatı masaya yatırırken o dingin ve soğukkanlı anlatımından bizi mahrum bıraktığı gibi ‘sistem kötüdür’, ‘şirketler kötüdür’ demek için en kötü yolu tercih ediyor. İyi-kötü karşıtlığı yaratıyor ve hikayenin düğümünü başkarakterin vicdanında çözümlüyor.

Başkarakater ile çevreci arasındaki süren çatışma – diyaloglar ne kadar iyi ve temiz olursa olsun – finale doğru bir yere varamıyor ve her şey bir vicdan muhasebesine bağlanıyor. Matt Damon ve John Krasinski’nin yazdığı senaryo filmin sonunda şirket hakkında gerçekleri söylemek ve zekice bir hamle yapabilmek için masaya yatırdığı hikayeden feragat ediyor. Gus Van Sant, kasaba yaşamında ve Amerikan taşrasında salınarak daha iyi bir iş çıkarabilirmiş bizce ama tercihi fazlasıyla klasik bir hikaye anlatmakmış anlaşılan. (Yer Gösterici)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder