31 Mart 2013

Emek yerinde güzel

Hayat boyu aynı ortamda bulunma olasılığımız olmayan ‘büyük’ adamlar bazı kararlar alıyorlar, bizden de o kararlar içinde yaşamamızı bekliyorlar. Söylenen her şeye uymamız, kendi belirledikleri standartlardan hoşnut kalmamız dikte ediliyor. En ufak bir protesto ya da eleştiride sizi zararlı belleyebiliyorlar. Yaşadığımız şehir üzerinde söz hakkımız olmasın diye verdikleri çaba gerçekten takdire şayan!




Ve daha küçük adamlar beliriyor hemen, Emek Sineması’nın yıkımına karşı çıkanlarla aklınca dalga geçen açıklamalar yapıyor. Emek sineması’nın içine girilip, yıkım görüntüleri sosyal medyada paylaşılırken bile ‘’Emek Sineması yıkılmıyor. Aynen korunarak, moving yöntemiyle yeni yapılacak olan binanın en üst katına taşınıyor’’ diye açıklamalar yapabiliyor. Meselenin aynen taşınma olmadığını anlamayacak kadar başka bir dünyada yaşıyorlar. Bu kadar çok AVM sinemasının yaşadığı bir ülkede kime laf anlatılır, orası da ayrı bir muamma. 

Yaşadığımız, nefes aldığımız, iyi ki var dediğimiz yerler nostaljiye dönüştürülürken çoğunluğun bunu hiç umursamaması asıl sorun. Emek Sineması’nın protestolarını bile gereksiz adleden ya da ‘daha önemli meseleler var’ diyen çok kişi var. Dahası tüm bunları hiç duymayan, görmeyen var bir de, işte orası koca bir karanlık.

Terry Gilliam’ın Brazil’indeki gibi hissediyoruz uzun zamandır. Her sokaktan dev binalar, şantiyeler yükseliyor, hayatımızı bize ait olmayan nesneler dolduruyor, reklamlar gözümüzü açtığımız her yerde beynimizin içinde hatta. Çevrenize baktığınızda güzel olan her şeyin ya mutenalaştırıldığını ya da muhafazakarlaştığını görürsünüz. Üçüncü bir alternatif yok. O her şeyi yasaklayan ‘toplumun hassasiyeti’ mevzusu neden bir kere de böyle meselelerde işlemez bilmiyoruz. Biz nasıl o hassas insanlar arasına girebiliriz mesela? Bir Kültür Bakanı da bir kez olsun gücün yanında yer almasın! Ama kötü film klişeleri gibi bazı şeyler hiç değişmiyor.
İstanbul Film Festivali sürerken defalarca geçtik Emek’in sokağının önünden. Sinemanın önünde buluşmak istediğimizde ise sokak kapandı birden, polis kendine yakışanı yaptı ve Emek’teki büyük rant alanı için bu ‘küçük topluluğu’ gaz ve tazyikli su ile püskürttü. Kapanış Töreni’nde hep bir ağızdan bir kez daha haykırıldı ‘Emek yerinde güzel’ diye. Sonra hukuksuzca yıktılar Emek'i... 

Emek için çok şey yapılabilirdi. Yapılan şeylerin sadece Emek için olmadığını anlayabilen biraz daha fazla insan olsaydı keşke...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder