4 Ekim 2012

Buraya çöp dökmek serbest!

Televizyonda, gazetelerde sürekli tekrar eden haberler var. Koca puntolarla değil elbette, çok rahatsız etmeyecek şekilde, yani etkisizce okunup geçilecek haberler. Karadeniz’den buralara uğrayan ve bu tarife uyan haberlerin de ne olduğunu biliyoruz. Yeni yapılanmalar, ihaleler, dönüşümler dersek daha fazla bir şey söylemeye gerek kalmaz herhalde.


Cennetteki Çöplük’ün Altın Koza Film Festivali’ndeki prömiyeri sırasında belgeselin kameramanlığını yapan Bünyamin Seyrekbasan ve ailesi Fatih Akın’a birçok sebepten teşekkür etti ama altını çizdiler, '‘en önemlisi de sözünü tuttuğu için teşekkür ederiz’’ dediler. Fatih Akın’ın sözünü tutmasının önemi büyük... Her gün çevremizde, her şehirde olup biteni izlediğimiz/ izlemek zorunda bırakıldığımız bir dönemdeyiz. Karadeniz de bundan mahrum kalmıyor. Hatta güzelliğiyle fazladan dikkat bile çekiyor!

Akın’ın memleketi olan Çamburnu da ‘kirli politikalar’dan nasibini almış Belde, 2007 yılında çöp
depolama merkezi yapılmış ve orada yaşayanlara verilen taahhütler ve sözler de tutulmamış pek tabii ki. Belgesel 2007 ile 2012 arası köy halkının bu çöplüğe karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor.


Akın, Almanya’da yaşadığından ve sürekli buralarda olamadığından buradaki gözü olması için kamerasını Bünyamin Seyrekbasan’a teslim etmiş. Seyrekbasan da 5 yıl boyunca kamerasıyla beldenin karşılaştığı sorunları, absürt durumları ve halkın mücadelesini kayıta almış.

Belgesel boyunca sürekli bir Türkiye ya da bürokrasi gerçeğini izlerken, Çamburnu sakinlerinin duyarlılığı da mücadelenin özünü oluşturuyor. Çöp alanı yüzünden evlerinde kalamaz, yaşayamaz, nefes alamaz duruma gelen insanlar asla vazgeçmiyorlar, vazgeçmemek zorundalar da bir yandan. Çünkü güzelim doğa ve hava katledilmiş, çöp kokusundan başka soluyacak bir şey kalmamış. Devlet eliyle özel bir işletme, kepçeleriyle, mühendisleriyle yani ‘görevini yapan’ adamlarıyla gelmişler, toprağa, havaya mühür basmışlar, durum bu.

Diğer yandan Çamburnu Belediye Başkanı’nın adalet mücadelesi de hikayenin önemli parçası. Belediye Başkanı ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bürokratik gecikmelerin, oyunların, uyutmaların altında ezilir. Otorite karşısında yapacağı bir şey yoktur. Devlet görevlisinin devletin emirleri karşısındaki mücadelesi idealize edilmeden kameraya alınmış ve filmin bu bölümleri devlet hiyerarşisinin ve işleyişinin halkı yok saydığını etkileyici bir şekilde gösteriyor ve absürt durumları da – ister istemez - gözler önüne seriyor. Örneğin , bürokratların ‘çöplük’le ilgili bir çocuğun anlayacağı kadar basit sorulara cevap verememe ya da vermeye çalışırken debelenme sahneleri akıldan çıkacak gibi değil. Yüzsüzlükle hadsizlik arası o seyreden suratlar muktedir olanın gerçek yüzü aslında. Bir yönetici ‘’Buraya olmasa başka yere olacaktı’’ diyor mesela. Bunu düşünebilmesi ayrı, kafasının sadece böyle işliyor olması ayrı, söyleyebilmesi ayrı bir sorun. Tabii, devlet mantığını özetleyen bir cevap aynı zamanda. Bir yöneticinin sözü değil çünkü bu, belgeselin tamamında işletmecilerin, mühendislerin, bürokratların yüzü aynı şekli alıyor halkın mantıklı sorularına cevap veremediği zaman.

Bir yağmur baskını sonrasında köy halkı isyan ederken bir tane muhatap alacakları yönetici bulamazlar. İş işten geçtikten sonra gelenler ise haberlerde büyüklerini itinayla izlediklerini kanıtlıyorlar; ‘’sorun çözmeye geldik’’, ‘‘devlet halleder’’, ‘‘bağırmadan anlatın’’, ‘’mantıklı olan neyse o yapılacak’’… Fazlasıyla tanıdık…

Çöp depolama merkezinin kendisi bir mücadele meselesiyken, sonrasındaki olaylar da işin boyutunu iyice anlamsız bir düzeye çekiyor. 5 yıl boyunca devlet bu doğa katliamını sürdürüyor; tüm tehlikelerine, baştan çürük bir proje olmasına, anlamsızlığına, halkın yaşamını yok eden gelişmelerine rağmen sürdürüyor. Bu sürede belgeselin materyali değişiyor ve artıyor tabii ki. Bu da Cenneteki Çöplük’ün dağınık yapısının baş nedeni oluyor.

Cennetteki Çöplük sona erdiğinde, Fatih Akın’a başta edilen teşekkürler bizim açımızdan da yerini buluyor. Akın, böylesi önemli bir meseleyi belgesele dönüştürdüğü için belde halkının nezdinde büyük önem taşıyor. Görüntülerin çoğu Bünyamin Seyrekbasan’a ait olduğu için Akın’ın asıl işi montajda olmuş anlaşılan. Ve filmdeki asıl sorun da burada baş gösteriyor, filmin en büyük sorunu bir yönetmenin olmadığı, kameranın kayıp bir şekilde dolaştığı hissiyle dolup taşması. Bir yönetmen bahsedilemyeceği gibi teknik anlamda büyük sorunları olan bir belgesel Cennetteki Çöplük. Yine de, dağınık yapısına ve yönetmensizliğine rağmen Cennetteki Çöplük önemli bir meseleyi takip ediyor ve içinde birçok önemli an barındırıyor. Küçük bir beldede yaşansa da kirli politikaların karşısına gerçek cümleleri koymayı beceriyor en azından.

(Yer Gösterici)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder