9 Temmuz 2012

Yaşanamayan şeylerin güzelliği

'Güzel bir şeyin öncesi en iyi andır' (Romain Gary, Biletiniz Buraya Kadar)


Margot ve Lou, birbiriyle iyi anlaşan, birbirini anlayan mutlu bir çift gibidir. Ancak, Margot'nun Daniel ile tanışması hayatındaki boşlukları sorgulamasına, evliliğindeki çatlakların derinleşmesine sebep olur. Daniel, Margot'nun sıradanlaşan hayatında yeni, güçlü bir kıpırdanmadır. Kocası olan adamı hala seviyordur Margot ama bu sevgide tutkudan eser kalmamıştır artık. Bildiğimiz, hikayeler; hayatın boşlukları ve yeni bir heyecan... 

Margot, Daniel'ı deli gibi arzular ama acı çeker çünkü kocasının bunu haketmediğini düşünür. Adeta ikiye bölünür. Bir yanda düşünmekten vazgeçemediği bir adam, diğer yanda bu sadakatsizliği hak etmeyecek kadar iyi bir koca. Hatta kocasını aldatmasının önündeki engel sadakat değil, iyiliktir. Restorandaki sahnede Daniel'la cümlelerle sevişirken, o sadakat çoktan parçalanır zaten. O yüzden, koca bir ömür, dağılmasını istemediği bir evlilik, banliyölerdeki hayatı değildir geride bırakacağı, sadece 'iyi' bir kocadır.

Yeni tutkular, rutinleşen hayatın kurtuluşu, mutsuz hikayelerin ilacı mı? Hemen yanıbaşımızda ama dışarıda duran o yeni arzuyu yaşayamama dürtüsü ne olacak? Cevap, yaşlanmış vücutlarıyla hayattan bir şey beklemeyen kadınlardan geliyor. Henüz bozulmayan genç, çıplak vücutlara sahip Margot ve Geraldine'e seslenirler; ''yeni şeyler eskir''. Elde kalan o ebedi sorun; yani acımasız boşluklar, o rutin...  

Margot ve kocasının kızkardeşi Geraldine, 'yeni eskir' diyen yaşlanmış, pörsümüş vücutlara bakarken kalıverirler bir an için. Hayatın gerçekleri ara sıra yoklar, öyle anlardan biridir. Margot, içinse zamanlaması manidardır o anın. Hayatına Daniel'ın girdiği dönemde, zihnine saplanan karelerden biridir o sözler. Çünkü, en büyük korkusu hayata geçmek üzeredir...


Margot'nun hayatttaki en büyük korkusunu ilk sahnede öğreniyoruz. Aktarma uçuşlarda uçağı kaçırmaktan delicesine korkuyor. 'İki arada kalma' kabusu hayatının tam orta yerinde dutuyor. Kocasını bırakırsa ne olacak? Bunun ağırlığını asla taşıyamaz ama... 'Ama'lar da çoktur zaten. Bir şeylerden kaçarken ya kendini boşlukta bulursa? Hangisi daha korkunç; hayatındaki boşluk mu, yoksa içine düşmekten korktuğu önünde duran 'belirsiz' hayat mı? Daniel'la yeni bir başlangıç Margot'yu nereye götürür, ömür boyu mutluluğa mı? Biliriz ki; bu sorular o sıcak yaz gününde eriyip gidecek, cevapları da hayatın sonuna gelindiğinde öğrenilecek muhtemelen...

Banliyödeki o sıcak kadar rahatsız edici 'Take This Waltz'. Margot'nun fırının yanında sıcağın yüzüne işlediği sahne uzun süre akılda kalacak gibi... Tüm o romantik sahnelerine rağmen rahatsız edici. Cohen'in filme adını veren şarkısından çıkan güzellik ve hüzün bir arada çünkü. Ve yaşanamayan şeylerin güzelliğini gösterdiği için. Hayatın 'eksik' tarafını gösterdiği için. Geraldine'in söylediği gibi: ''Hayatın içinde kocaman bir delik var. Deli gibi o deliği doldurmaya çalışamazsın.''


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder