16 Temmuz 2012

Hassasiyet çağı

Devamlı karşımıza çıkan 'halkın hassasiyeti' yalanı nedir? D&R, Bir+Bir dergisini yasakladığında da, Ölüm Pornosu, Yumuşak Makine gibi kitaplara dava açıldığında da önümüze sürülen bu yalandan ömür boyu kurtulamayacağız galiba. Neden bu kadar güçlü ve geçerli bir gerekçe olduğu gerçeği bir yana asıl mesele, kim bu 'hassas halk'ı temsil ediyor? Neden biz içerisinde değiliz bu halkın? O 'zararlı' yayınları okumak isteyenlerin hassasiyeti neden önemli değil? Cevabı biliyoruz tabii ki. Uzun bir süredir herkesin bildiği şeyleri tekrar edip duruyoruz zaten. Ve yine bilinen bir gerçeği kabul etmek gerekiyor artık. Herkesin muhafazakar alanları sorunun merkezinde ve kendi alanlarımız dışındakilere de gözümüz kapalı. (twitter muhalifliğimizi saymazsak)


Fotoğraftaki çocuk nereye koşuyor bilmiyoruz aslında? Neyden kaçıyor? Kendi ülkesinde yaşadığı böyle bir an hafızasından çıkar mı bir daha? Artık, nasıl yaşadığı toprakları sevebilecek? 3-4 ay önce çekilmiş bir fotoğraf ama ülkenin doğusu için ezberlenen bir kare. Dün Diyarbakır'da yaşananları herkes gördü diyemeyiz bile. Medya diye bir şey yok, biliyoruz. Twitter çevremize bağlı olarak olarak sosyal medyada takip edebildik ancak. Kürtlerin çoğunluğunun temsilcisi olan BDP Milletvekilleri ve Diyarbakır halkı açık açık devlet tarafından ağır şiddete maruz kaldılar. Peki, bu şiddet ne kadar insanı ilgilendiriyor? Çoğu insan için devlete zarar vermek isteyen 'teroristler' onlar. Ülkenin doğusundan bihaber ya da ezberledikleri bilgilerle/nefretle yaşayan, milliyetçi reflekslerle hareket eden bir kitle için. Bu durumda bu ülkeden nasıl bir hassasiyet beklenir? O hassasiyetle diğerini karıştırmamak lazım elbette.

Peki, ahlaki listemizde neler var; 'gençlerin ahlakını bozacak' DVD'ler, kitaplar yasak, paralı kanallarda bile filmler sansürlü, heteroseksüel ilişki dışında bir şeyi aklımıza bile getirmeyelim zaten, politik film, dergi, gazete yasak, son 10 yılda Kürt sorunuyla alakalı 25 film yasaklandı örneğin, televizyonda evlilik dışı ilişkiyi gösteren diziler tehdit edildi, kürtaj dinen günah, dini, vatanı eleştirmeyi aklından geçirme zaten!


Bu hassasiyet nasıl örülüyor? Mesela; 'Atatürkçü olmayan burada yaşayamaz' diyen site sakinleri ile bira içenleri cehennemlik yapan kafa arasında bir fark var mı? Aslında döneme göre değişse de genel özellikler aynı; örgütlüler, devlet destekliler, tehlikeliler... Biz bu hassas ruhlara karşı nasıl bir argüman sunarsak sunalım devlet eliyle örgütlendiklerinden 10 kaplan gücündeler maşallah! İnternet özgürlüğünü savunursanız pornocu, alkol yasağını eleştirirseniz alkolik, ana dilde eğitim derseniz terörist, kürtaj hakkını savunursanız namussuz, tarihi eleştirirseniz vatan haini oluyorsunuz. O yüzden konu elbette alkol değil, özgür irade. Ama özgür iradeyi dogmalarla yaşayan bir topluluğa inandırmak zor. Bu iktidarın politikası haline geldiyse, medya zaten hiç varolmadıysa imkansız da denebilir.

Tekrar başa dönersek, milyonuncu kez; muhafazakar alanlarımız sonsuz bizim. Yoksa, Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun yazısı paylaşanla aynı özgürlük talebim yok elbette. Onların özgürlüğünde Zülfü Livaneli Atatürk'e tapınan filmler yapar, Sözcü manşetleri gündelik rutinimiz olur, tersi düşünülemez bile örneğin. Başka konu uzatmaya gerek yok ama nefret suçlarıyla dolu o zihniyetin iktidarı da başka bir cehennemdir kısaca. Ancak, Milli Gazete, Akit vs. bizleri öyle ayırmıyor/ ayırmaz, beraber yakmak daha güzel olur hepimizi! İşine geleni terörist, işine geleni din düşmanı yapıyorlar. Artık küçümsencek kadar radikal de değiller. (Zaten devlet kendi halkını hedef gösteriyor, yobaz gazeteleri çok görmemek lazım.)

Hepimizi çarpılmaktan kurtaran bu çok imanlı gazete ve internet siteleri ve hazır kıta bekleyen grupları gaza getiren Eyüp Belediye Başkanı'nın hassasiyeti kaç kişiye dokundu acaba? Ülke tarihine baksan sayfalardan hassasiyet akıyor zaten; Sivas, Maraş, Hrant Dink, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Uludere diye simgeleşenlerin yanında koca bir kirli tarih var. Yine de çok hassaslar tabii. Nasıl olmasın; haberleri açıyorsun gerçek yok, Başbakan'ı dinliyorsun gerçek yok, okulda aldığın eğitimde zaten yok. Gerçek orada bir yerde. Dizi sloganı gibi. Hassasiyet de öyle. Ne kadar çok gerçek o kadar çok hassasiyet. Günahlar ve yasaklar hepsi yasak. Halkın istediği olur. asla dahil olamadığımız o 'halk'ın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder