25 Nisan 2012

Tehlikeli ve seksi

Gangsterlerin arasında, kan ve para dolu erkek dünyasında, Corky ile Violet'in tutkulu ilişkisini anlatan 'Bound', Wachowski Kardeşler'in 'Matrix'ten önceki başyapıtı...



Wachowski Kardeşler bizleri ‘Matrix’ ile sersemletmeden 3 yıl önce ‘Bound’ (Tuhaf İlişkiler) adındaki filmleriyle ‘film noir’ (kara film) türünün en nadide parçalarından birine imza atmışlardı zaten.

‘Bound’ birçok şeyi ters yüz etmesine rağmen her karesiyle saf bir kara film; femme fatale, suç, cinayet, entrika, cesetler, para, diken üstünde bir hikaye… Açılışından son ana kadar süren gerilim ya karakterler arasında ya da paranın etrafında cereyan ediyor. Hikaye, tür için tanıdık bir hikaye. Ancak, Wachowski Kardeşler bu tanıdık hikayeyi anlatırken değişiklik yapmayı da ihmal etmiyor. Bu defa, erkek dünyasında erkekler yan karakter! Filmde femme fatale olduğunu söylemiştik ama rollerin değiştiğini de eklemeliyiz. Öykü heteroseksüel değil lezbiyen bir aşk etrafında döndüğünden doğal olarak Corky ve Violet’in ilişkisi filmdeki tüm ilişkilerin de doğasını bozuyor! Takım elbiseli adamların yanındaki şuh kadın yerine kirli işler arasından sıyrılarak yeni bir sayfa açmaya çalışan iki kadın var...


Violet ve Corky arasındaki çekimi daha filmin ilk sahnesinde hissederiz. İlk kez asansörde karşılaşan ve bakışmaktan kendilerini alıkoyamayan iki kadının birbirine olan tutkusu ‘erkek hikaye’nin bambaşka hal almasını sağlayan baş unsur aynı zamanda. Hikayede alışıldık erkek karakter yerine lezbiyen bir karakter var ama daha da önemlisi bu karakter erkekleşen bir karakter değil. O yüzden iki kadından birinin baskın, kurtarıcı olduğu bir hikaye anlatmaz ‘Bound’, ‘birlikte’ hareket eden, türün kalıplarını darmadağın eden iki kadın vardır hikayeyi sürükleyen. Seksi, ateşli, ihtiraslı kadın değil sadece; kaderini kendisi çizen, kararı kendisi veren kadın(lar). 

İki kadın arasındaki ilişki dramatik yapının sağlam bir şekilde işlemesini de sağlar. Geçmişleriyle, hayalleriyle ortak bir arayışa giren Corky ve Violet arasındaki cinsel çekim filmin erkek havasını adeta yok eder. Sinema tarihine geçen sevişme sahnesi etkileyici olduğu kadar erkek dünyasının birazdan paramparça olacağının da sinyalini verir. Çünkü, alelade bir sevişme sahnesinden öte o tutkuyu ve ikisinin birbirine ne kadar ihtiyacı olduğunun en açık göstergesidir. 


‘Yeni bir hayat’ çoğu ‘film noir’ başyapıtının olduğu gibi ‘Bound’un da mottosudur. Dibi görmüş, etkisiz kalmış, sürüklenen iki karakterin çıkış aradığı hikayenin merkezinde para olması da elbette şaşırtıcı değil. Türün olmazsa olmaz nesnesidir para. Filmde parayı adeta hissederiz; sesini duyarız, rengini görürüz, kanla yıkanmasını izleriz. Çantanın, poşetin, kese kağıdının içinde ya da belirsizliğiyle çıkış kapısıdır para. Ve yönetmenler seyirciyi olabildiğince paraya yaklaştırır. Alegorik bir biçimde değil maddi olarak parayı gösterir bize. Biraz yakın, bazen uzak, bazen de yoktur. Ama her şekilde gerilimin baş kaynağıdır. Varken de, yokken de…

‘Bound’ kısıtlı mekanlarda geçer. İki oda arasından taşmayan hikaye hiçbir şekilde tekrara, sıkıcılığa düşmez. Hatta temponun bir an bile düşmemesinin sebeplerinden biri de iki oda arasındaki gerilimdir. ‘Bound’ kısıtlı mekanda geçtiği ve dış çekimi çok az kullandığı için ‘film noir’ın bazı olmazsa olmazlarına (keskin ışık, gölge oyunları gibi… ) yaslanmaz. Onun yerine son derece stilize bir anlatımla tamamen kendisine ait bir görsellik yaratmayı başarıyor Wachowski Kardeşler. Tehlike dolu hikayeyi değme gerilime taş çıkartır şekilde anlatıyor. Gerilim dozu hiç azalmadığı gibi mekan görselliğin, odadan odaya geçerken, duvar aralarından, kablolardan ilerleyen kamera da gerilimin bir parçası oluyor. ‘Bound’ sertlik konusunda da hiç taviz vermiyor; silahlar, kopan parmaklar ve kan revan içinde suratlar, parkeler, küvetler, halılar… 


Matrix’ten önce ya da sonra izlemiş olun fark etmez; Wachowski Kardeşler’in ‘Bound’ ile Matrix’e ısındığı da bir gerçek. Hikaye ve meseleleriyle iki film birbirinden çok uzak dursa da Wachowski Kardeşler’in ilk filmlerindeki stilize anlatımı Matrix’e taşıdıkları gözden kaçacak gibi değil. Matrix’i ufaktan da olsa müjdeleyen çekim teknikleri, kamera hareketleri, zoom yapılan bazı nesneler (hatta küvetteki ilk sahne fazlasıyla Matrix’tir) ve filmin görselliğini belirleyen birçok şey; odalar, duvarlar, kablolar, koridorlar, merdivenler gibi…    

Birkaç yıl sonra patlama yapacak Wachowski Kardeşler’in hazine değerindeki başyapıtı demek yanlış olmaz ‘Bound’ için... Son derece sert, kanlı, tehlikeli ve seksi bir film... Kendine özgü anlatımıyla türün içinde parlıyor. Birçok sahnede türün başyapıtlarını ve Brian De Palma, David Fincher, Coen Kardeşler gibi usta isimlerini hatırlatan (Özellikle boyalar içindeki sahneyi izlerken ‘Blood Simple’ı hatırlamamak imkansız) ‘Bound’un tam bir auteur sineması olduğunu bugünden bakınca anlamak daha kolay galiba… (ntmsnbc)


BoundYönetmen: Wachowski Brothers
Senaryo: Wachowski Brothers
Oyuncular: Jennifer Tilly, Gina Gershon, Joe Pantoliano

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder