6 Nisan 2012

Ezbere bildiğimiz bir aşk!

‘Fakir kız ile zengin oğlanın aşk hikayesi’ni Hindistan’a taşıyan ‘Trishna’, kağıt üzerindeki çok katmanlı hikayeyi ve tutku dolu ilişkiyi bambaşka yerlere götürüyor…


Michael Winterbottom, farklı türlerde harika işlere imza atan yönetmenlerden. Bağımsız, büyük bütçeli, belgesel, politik içerikli, dönem filmi fark etmiyor, ‘Welcome to Sarajevo’, ’24 Hour Party People’, ‘Code 46’, ‘The Road to Guantanamo’, ‘Tristam Shandy’, ‘Trip’ gibi birbirinden farklı unutulmaz filmlerden oluşan bir koleksiyonu var. Vazgeçmediği şeyler de var elbette; bunlardan biri de Thomas Hardy. Daha önce ‘The Claim’ ve ‘Jude’ ile Hardy romanlarını uyarlayan Winterbottom, bu kez de yazarın ‘Kaybolan Masumiyet’ini (Tess of the d’Urbervilles) günümüze, hem de Hindistan’a taşıyor.

Winterbottom, 19. yüzyıl İngiltere’sinin kırsalında geçen hikayeyi Hindistan taşrasına, Racastan’a getiriyor. Zaman, mekan değişse de romanın özü aynen duruyor; aşk, aile, baskılar, fakirlik, koşullar arasında savrulan bir kadın. Taşrada ailesine yardım eden güzel Trishna’nın, babasının otelini işletmek için gelen zengin işadamı Jay’le tanışmasıyla Hardy’nin modern uyarlaması başlamış olur. Binlerce kez izlediğimiz bir trajedi aslında; fakir kız - zengin oğlanın imkansız aşkı ve önlerine çıkan engeller...


Hardy’nin romanın ölümsüzlüğü - ve Winterbottom’ın seçiminin nedeni - hikayenin günümüze taşınmasında anlaşılıyor öncelikle. Hardy’nin çizdiği muhafazakar dünya Winterbottom’ın kamerasıyla Racastan’da yineleniyor. Ancak, bu çıkış noktasını Batı’nın sorunlu bakışı ve oryantalizm üzerinden eleştirmek mümkün. Winterbottom bu tarz bir sinema dilinden uzak olsa bile ve Trishna’nın meselesi bu olmasa da 19. yüzyıl İngiltere’sinin 21. yüzyılda karşılığı Hindistan olunca ister istemez böyle bir eleştiri/okumaya açık hale geliyor film. Filmin içinde önemli bir yer tutan Bollywood’un Batı kültüründe içi boşaltılan, popüler bir obje olarak kullanıldığını da hesaba katarsak ‘Trishna’nın baştan bu handikapları içinde barındırdığını söylemek yanlış olmaz. Öte yandan filmografisinin referansıyla da (özellikle politik içerikli filmlerinde bir hayli cesur olan) ve mekanı işlevsel kullanan Winterbottom’ın Hindistan’ı da sinemasal nedenlerle seçtiğini düşünmek mümkün. (Trishna, Winterbottom’ın aklına ilk kez Code 46’yı Racastan’da çekerken düşmüş) 

‘Trishna’ 2 saatlik süresinde imkansız aşkı arka plandaki ‘tablo’ ile birlikte anlatıyor, o tablonun parçası haline getiriyor. Hindistan’ın kırsal kesimindeki zorluklar, az gelişmişlik, muhafazakar, içine kapanık, baskıcı dünya ve diğer yanda hızla ve bozuk bir şekilde gerçekleşen kentleşme. Bir yanda gerçekler, sert hayat, gelenekler diğer yanda Trishna’nın hayalleri ve arzuları. Hindistan’ın izlerken bile yoran kalabalığı içinde arzularını yaşamaya çalışır Trishna. Ve bildiğimiz ‘fakir kız zengin oğlan’ şablonundaki gibi önce güzel şeyler olur, sonra ise işler kötü gitmeye başlar.

‘Trishna’da güçlü bir aşktan çok güçlü bir ilişkiden bahsetmek daha doğru olur aslında. Film boyunca birbirine deli gibi aşık olan iki kişiyi izlemiş gibi olmuyoruz filmden çıktığımızda. Koşullara rağmen birlikte yaşamaya çalışan iki kişi belki de... Ne olursa olsun ilişkinin muğlaklığı, filmin son bölümünü zayıflatıyor. Finaldeki ‘dönüşüm’ Bollywood filmlerine yakın durmaya çalışan bir anlatım olsa da o duyguyu vermekten de uzakta. Ve dramatik yapıyı taşıyan arka plan da yine son bölümde işlevsiz hale geliyor. Çünkü; tüm çelişkiler, kültür çatışması, ekonomik farklılıklar, Jay’in ilişkide dönüştüğü ‘rol ile arka arkaya sıralanmış karelerden ibaret kalıyor. Özellikle son bölümde sevişmeden tecavüze dönüşen ilişki filmin rotasının hikayenin çok katmanlı yapısından çoktan uzaklaştığının işareti.

‘Trishna’daki en akılda kalıcı, derdi olan sahnelerin Trishna’nın tek başına kaldığı sahneler olması da manidar. Şehirde yalnız kaldığı, fabrikada, tarlada zorlukla çalıştığı, sığınacak bir yer aradığı sahneler, hikayedeki çatışmaları daha net gösteriyor.

Winterbottom, ‘Trishna’da ilişkinin evrilme sürecini hikayedeki tutkuyu es geçerek aktarıyor ne yazık ki. Hikayenin ana damarı olan ‘arka plan’ ise var olmasına rağmen var olamıyor, resim olarak kalıyor. Winterbottom sinemasını sevenler için onca malzemesine karşın tat vermeyen, kuru, yalnızca ‘acı dolu bir hikaye’ diyebileceğimiz bir film ortaya çıkmış… (ntvmsnbc)

Trsihna
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Michael Winterbottom (Thomas Hardy’nin romanından)
Oyuncular: Freida Pinto, Riz Ahmed, Harish Khanna 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder