4 Ocak 2012

Bazı şeyler imha edilemez!

Fütursuz ve şuursuz bir ‘çoğunluk’ içinde yaşadığımız kesin… Ahmet Şık’ın kendisi gibi kitabının da simgesel anlamı bu yüzden çok değerli…


‘Bir kitabın basılmadan imha edildiğini’ görmek geçmişe dönüş bile değildi. Herkesin önünde yayınevi, gazete basıldı. Yıl, dönem hiç önemli değil, nereden bakarsanız bakın kabustu ve şov izler gibi izleyebildik sadece. Bir gazeteciden öte bir insanın nasıl kirletilmeye çalışıldığını izledik. Devletin istediğini yapabileceğine her daim hazırlıklı olmak lazımdı tabii ki ama daha da kötüsü ‘devletin bir bildiği vardır’ medyasının bu kadar güçlü olmasıydı.

Hala tutuklu olan Ahmet Şık’ın ‘İmamın Ordusu’ kitabı ‘000Kitap’ olarak şimdi kitapçılarda. ‘Dokunan Yanar’ başlığıyla elbette. Tutuklanırken son sözü olmuştu Şık’ın. Bu ülkede hiçbir zaman gerçek bir medyanın olmadığını artık kabullendiğimize göre bu başlığa yabancı olmak da mümkün değil!
‘000Kitap’ın yok edilemeyeceğini elbette savcılar, polisler de biliyordu ama bu ‘şov’ gerekliydi. Çok etkili olduğunun da hakkını vermek gerek! Bir diğer parça da Ahmet Şık ‘içeri’de olduğu sürede bir normalleşme yaşamamızdı. Ama ANGA (Ahmet ve Nedim’in Gazeteci Arkadaşları) ve diğer birçok gazeteci, yazar ve grup bu normalleşmeye karşı çıkmak için çabaladı ve çabalamaya da devam ediyor. 125 yazarın imzasıyla çıkan ‘000Kitap’ da bu çabanın bir parçası/sonucu.


Yaşımızın yettiği kadar bildiklerimiz bile bu ülkede gazeteciliğin her zaman yerlerde süründüğünü bilmemiz için yeterli. OHAL’de Kürt gazeteciler öldürüldüğünde, ünlü olmayan gazeteciler tutuklandığında medya nasıl körse ya da ‘duayen’ isimler iktidarın, ordunun basın bülteni işlevi gördüklerinde ne kadar kirliyse Türkiye’de gazeteciliğin tarihi de bundan ibaret maalesef. İşte Ahmet Şık’ın gazeteciliği gibi temsil ettiği şey de bu yüzden önemli, onun için yapılan protestolarda etrafında toplanan herkes aynı düşüncede olmasa bile…

Alan J. Pakula imzalı ‘The Parallax View’, bir gazetecinin gerçeğin peşinden gitmesi gibi basit bir konuyu anlatır. Joseph Frady bir senatörün suikastı sonrası tanıkların öldürüldüğünü fark edince olayı araştırır. Araştırdıkça devletin pisliklerini ortaya çıkarır. Ama bazı ‘gerçek’ler gizli kalmak zorundadır ve Frady ‘derin’den öldürülür ve kirletilir. Suikastlar üzerine yıkılır. Bıraktığı ipuçları yok edilir.  O bir gazeteci değil bir suikastçıdır artık. Kimse bilmezse her şey normaldir zaten.

‘Terör örgütü’ dökümanı sayılan ‘000Kitap’ üzerinden de her şey yapıldı/yapılabilir de. Fütursuz ve şuursuz bir dönemde yaşadığımız kesin çünkü. ‘Kanıt’lara bile gerek yok… Ahmet Şık’ın gazeteciliğini sorgulayanlar, ‘önce iddianameyi görelim’ ya da ‘adamı kahraman yaptınız’ diyenler ve bilumum gazetecilikten bihaber köşeci olduğu sürece bu daha da kolay. 125 ismin imzası da bu yüzden çok önemli. Gücün yanında kalmayı/olmayı maharet sayabilen ve yaptığının gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmadığını idrak edemeyen büyük bir topluluk var çünkü. Ve Ahmet Şık’ın kendisi gibi kitabının da simgesel anlamı bu yüzden çok değerli…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder