28 Eylül 2011

Taşrada ölüm var

Taşra üzerine; zamanı olmayan bir anlatım, bitmeyen yolların, tarlaların, ışıksızlığın, ölümün etkileyici bir tasviri Bir Zamanlar Anadolu'da.



Arap Ali meyve almak için ağacı sallar. Rüzgar serttçe eserken ağaçtan düşen bir elmayı izleriz. Elma yokuş aşağı sürüklenir, sürüklenir, nehire düşer. Sürüklenmeye devam eder. Ve biraz daha sürüklendikten sonra, - daha önce düşmüş, sürüklenmiş ve daha fazla gidemeyip durmuş - çürümüş diğer elmaların yanına kadar gelir. Bir an onları geçip yoluna devam edecekmiş gibi olur. Ama geçemez, çürük elmaların yanında durur. O taze, güzel elma, bir zamanlar onun gibi taze olan çürümüş elmaların yanına yerleşir. Onun da kaderi orada - o akan suya rağmen - çürümektir. Çürüyüp gitmek. Başka türlüsü de olamaz...

Ceylan taşranın aynılığını gösterirken 'taşra sıkıntısı'nı da daha somut ve acı bir gerçek üzerinden hikayenin kendisi haline getirir. Sanki bütün Anadolu toprakları ve Anadolu tarihi perdede beliriverir, bütün karakterler ebedi bir ruh halini taşır. En çok da Doktor. Kamera onun sırtındayken de, rüzgarın sesinde kaybolurken de dalıp giden, eski fotoğraflarına bakan bir adam Doktor.

Savcının anlattığı kadının ölüm hikayesini merak eder Doktor. Çünkü 'kimse durup dururken ölmez'. Ama taşra ölüm kokar. Ölüm başroldedir orada. Kaçınılmaz son olarak değil, hayatın yerine konulmuş bir hayatsızlık, çıkışsızlık, hayalsizlik olarak. Köydeki en büyük sorun morgdur mesela. Muhtar da, hastane görevlisi de yeni bir morg, yeni kadavra aletleri isterler. Taşrada ölüm vardır çünkü. Komiser, durumu klasikleşen bir diyalogla özetler, ebedi bir klişeyi öğütler Doktor'a; ''Senin yerinde olsam bir dakika durmam giderim'' der. Doktor da aynı  ebedilikte cevap verir: ''Nereye?'' Kenan'ın, Muhtar'ın o topraklarda yaşayamayacak kadar güzel olan kızına bakması kadar ebedi bir cevap. Onun güzelliği de bir zamanlarda sabitlenecek ne de olsa.


Doktor finalde kadavra işlemlerini tamamlarken anladığı bir şeyi yeniden farkeder. Cesetten çıkan toprağı görmezden gelir. Çünkü, biliyordur ki, ölümden başka bir şey yok o toprakta, toprağın altında. Başka çare de yok. Kenan'a hak verir. Canlı canlı gömülmek işin özetidir sadece. Kafasını okulda oynayan çocuklara çevirir. Camdan bakar. Uzun hayatları, hayalleri olan çocuklara.

Bir zamanlar güzel şeyler vardı(r); Muhtar'ın güzel kızı ve düşen elma... Toprak, taşrada ölüm var...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder