20 Nisan 2011

Mutluluğu tavşan deliğinde aramak

John Cameron Mitchell'in yönettiği 'Rabbit Hole' 4 yaşındaki oğullarını kaybeden bir çiftin acılarını atlatmaya çalışmasını konu alıyor ama geriye koca bir soru bırakarak bitiyor.



Becca (Nicole Kidman) ve Howie (Aaron Eckhart) sıradan bir orta sınıf çift gibidir ilk bakışta. Büyük bahçeli bir ev, huzurlu banliyö yaşamı ve gündelik, rutin işler. Ama çok geçmeden öğreniriz ki, onları 'rüya Amerikan ailesi'nden uzaklaştıran bir travma yaşamışlardır. Dört yaşındaki oğulları bir süre önce araba kazasında hayatını kaybetmiştir. Ama ikisinin de acıyı dindirme/yatıştırma biçimleri farklıdır. Bu fark 'Rabbit Hole'un (Mutluluğun Peşinde) ana izleğini de belirliyor aynı zamanda.


Howie oğlunun fotoğraflarına bakar, videolarını izler, onu hatırlayarak devam etmeye çalışır. Becca ise oğlunun buzdolabının üzerindeki fotoğraflarını kaldırır, kıyafetlerini atar, arabadaki çocuk koltuğunu atmak ister, onu hatırlatacak şeylerden uzak kalmaya çalışır. Becca grup terapisine gitmeyi anlamlı bulmazken Howie bir şekilde acıyla yüzleşilmesi gerektiğini ve grup terapisi olmasa bile alternatif bir tedaviye ihtiyaçları olduğunu düşünür.

Becca'nın sadece kocasıyla değil annesiyle, kızkardeşiyle olan diyalogları da tartışmaya, çıkmaza dönüşür. Annesinin, oğlunun ölümünü kendi oğlunun ölümüyle kıyaslamasını kabul edemez. Annesi de oğlunu kaybetmiştir ama '30 yaşında bir eroinman' olduğu için Becca kendisiyle empati yapmasına izin vermez. Ya da kardeşinin anneliğiyle ilgili şüpheli konuşmalar yapar, onu küçümser. Bu davranışlarıyla Becca filmin 'daha sorunlu karakteri' gibi gözükebilir ama yönetmen John Cameron Mitchell anlatısını tamamen farklı bir yapı üzerine kurarak 'ağır karakterlerin travmaları'nı anlatmaya soyunmaz. Ne Becca çok sorunlu bir karakterdir ne Howie ve ailesi haklıdır. Ne de büyük bir acının üzerine kurulmasına rağmen 'Mutluluğun Peşinde' travmatik, ağır bir filmdir.

Karı kocanın acıyı atlatma biçimlerindeki fark filmin tonunu da belirliyor. Becca grup terapisini saçma buluyor, Howie ise denemeye değer olduğunu düşünüyor. Tam da burada 'Mutluluğun Peşinde' 'birlikte' mantığının ötesine geçerek acıyı farklı deneyimlerle atlatmaya çalışan bir karı-kocanın hikayesini anlatmayı seçtiğini gösteriyor. Acıyı yaşayarak mı, yok sayarak mı atlatmak? Becca, oğluna çarparak öldüren çocukla, Jason'la buluşup sohbet ederken, Howie terapide tanıştığı Gaby ile 'kafayı bularak' rahatlıyor. Böylece, ikisi arasındaki çatışma azalırken kendilerine de bir çıkış yolu bulmuş oluyorlar. Becca en yakınındakilerle paylaşamadığını Jason'la paylaşarak rahatlıyor, Howie, Gaby ile karısıyla yaşayamadığı heyecanı hissetmeye başlıyor. Film, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkılarak da büyük bir travmayı atlatmanın yolunun aranabileceğini önermiş oluyor. Herkes için farklı biçimde olabileceğini... Howie bir sahnede köpeğini gezdirirken ona bağırır, kendini kötü hisseder ve köpeğine sarılarak ağlar. Acısını atlatmaya çalışan bir babadır sadece. Acısını atlatmaya çalışan bir baba. Becca da keza öyledir. Ama kocasıyla aynı şekilde acısını gösteremez. Atlatmak ister ama onun gibi değil. Becca'nın terapide sinirlendiği 'öbür dünyada meleğe dönüşecek' inancının karşılığı da burada yatıyor. Tanrı'ya inanmayan, annesi gibi kiliseye sığınanlara sinirlenen Becca aradığını başka bir yerde bulur. Tavşan Deliği'nde...

Türkçeye 'Mutluluğun Peşinde' olarak çevrilse de film orijinal adını Jason'ın çizdiği çizgi romandan alıyor. Jason, film boyunca, ara ara gördüğümüz kitabında, bir çocuğun tavşan deliğine girip kaybolan babasını aramasını çizer. Çizimlerde, çocuk babasının paralel evrenlerdeki halleriyle karşılaşır. Her evrende farklı bir yüz, farklı bir ruh hali... Belki de Becca'nın aradığı şey...

'Evlat acısı' üzerine kurulan çoğu filmin aksine 'Mutluluğun Peşinde' ağırlaşmayan, ağır havada gitmeyen bir film. Açılışından adını aldığı kitaba kadar birçok sahnede metaforik anlamlara başvuruyor ama sade anlatımıyla 'büyük acının büyük karakterleri' filmine dönüşmüyor. Yine de son kertede bir şey takılıyor aklımıza: Bu film 'Hedwig and Angry Inch' ve 'Shortbus'ın yönetmeni John Cameron Mitchell'in filmi mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder