10 Nisan 2011

Kutlama ezelden beri sürüyor

Güzel bir yemek masası, büyük bir aile yemeği... Babanın doğumgününde aileyi paramparça edecek sırlar açıklanır ama kimse duymak istemez bile. Çünkü güzel yemeği kimse bozamaz...


 Kalabalık bir aile yemeğinde çocuklardan Christian, babasıyla ilgili şok edici bir açıklama yapar. Ama bu 'şok edici' açıklama hiç de şok etkisi yaratmaz. Bu açıklamanın hemen ardından aile üyeleri güzel yemeğin bozulmaması ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi için çabalar, yıllarca süregeldiği gibi...

Ailenin bu tutumu bu 'sır'rın ortaya çıkmasından daha da sarsıcı ve ailede tezahür eden faşizmin kollarından sadece birisi. Hep öğretilir; Aile kutsaldır. Resmi ideoloji, tarih, kitaplar, filmler, diziler, akrabalar, çevremizdekiler hep aynı şeyi söyler: Aile kutsaldır. Sadece aile değil otoriter yapının olduğu her şey kutsaldır. Bunlarla büyütülürüz. Baba ne yaparsa yapsın babadır, koca dövse de kocadır. Aile büyükleri, öğretmenler, komutanlar, patronlar... İktidarı elinde bulunduran figürler ne yaparsa yapsın her şey halının altına itilebilir. Bir güç vardır ve bu güce tapanlar olduğu sürece iki yüzlülük de var olmaya devam eder.


İşte DOT'un yeni oyunu 'Festen' bu görmeme, duymama oyunu bir anlamda. Festen'de babanın 60. Doğum günü kutlamasında önemli sırlar ifşa edilir ama masadakiler kutlamanın bozulmasına izin vermezler. Burjuvazinin simgesi olan güzel yemek masasının tadının kaçmasını istemezler. Normal olmayan şeyleri normalleştirmeye çalışan insanlar vardır masada. Bu insanların her gün onlarcasını görür-duyarız. Devamlı bir otoriteye tapınma halinin tezahürüdürler. Ve bu toplumun her kesimine o kadar sinmiştir ki, buna karşı çıkmak istediğinizde ezilebilirsiniz bile. 'Festen' bu otoriteye tapınma halini bir burjuva ailesi üzerinden anlatarak iktidarın gücü karşısında bireylerin nasıl şekillendiğini de görünür kılıyor. Christian'ın ağzından çıkan sözcükler babasını sarsmaz bile. Babası güçlü bir figürdür. Ama daha da önemlisi masadakiler o gücün motorunu oluşturur. Çünkü masadaki herkesin 'baba'sıdır o. Anne çocuğunun açıklamaları karşısında oturuşunu bile değiştirmez. Sarsılmaz kocasının yanında dimdik ayaktadır. Masadaki herkes bu sarsılmaz iktidarın parçasıdır bir şekilde. O yüzden Christian'ın işi zordur. Kutlama ezelden beri devam ediyordur çünkü. Ama Christian'ın da hemen pes etmeye niyeti yoktur... O pes etmedikçe sırlar dökülüyor, sırlar döküldükçe bu bozuk yapının taşları da dökülmeye başlıyor. Christian bu düzeni yıkmaya çalıştıkça aile üyeleri üzerinden faşizmin göstergeleri de bir bir ayyuka çıkıyor; sınıfsal aşağılama, bihaber yaşayanlar, ırkçılık, konformizm... Ailenin uğradığı duraklardan birkaçı...

                          

Murat Daltaban'ın yönettiği 'Festen' bilindiği üzere Thomas Vinterberg imzalı Dogme 95'in* ilk filminin tiyatro uyarlaması. Belki de bu yüzden sinemasal akrabalık açısından uzun bir listeye sahip bir oyun. Claude Chabrol sinemasının tamamı, Michael Haneke'nin soğuk duş etkisi, François Ozon'un '8 Femmes' başta olmak üzere birçok filmi akla ilk gelenler...


'Festen' tüm bu rahatsız edici sularda yüzerken karanlığa gömülmüyor. 'Renkli' sahne tokadını bittiği zaman hissettiriyor. Dışarıda başlayan muhteşem açılış, Hakan Günday'ın 'neşeli şarkı sözleri', Cemil Büyükdöğerli ve Rıza Kocaoğlu'nun hayran bırakan oyunculukları, sahnenin işlevselliği ayrı bir yazı yazılmayı hak ediyor.


Yöneten: Murat Daltaban
Çeviren: Ece Dizdar
Şarkı Sözleri: Hakan Günday
Müzik: Hakan Günday- Uygur Yiğit
Oyuncular: Cemil Büyükdöğerli, Rıza Kocaoğlu, Pınar Töre, Su Olgaç, Mert Öner, Şebnem Bozoklu, İpek Bilgin, Köksal Engür, Berfu Öngören, Mehmet Esen, Enis Arıkan, Murat Daltaban, Umut Kurt, Seda Yıldız, İdil Arkut Malhan, Begüm Benian, Elvin Aydoğdu, Uygur Yiğit

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder