26 Kasım 2010

N5- Ahmet Ümit'in 5 polisiyesi

N5'te bu hafta Ahmet Ümit vardı ve en çok etkilendiği 5 polisiye filmi anlattı. Ümit'in listesindeki 5 filmden etkilenmeyecek kişi de çok azdır diye düşünüyorum.



Ne kadar iyi bir sinema seyircisi olduğunu küçük bir sohbetle bile anlayabileceğiniz Ahmet Ümit'in listesinin zirvesinde modern bir klasik 'Seven' var. 'Seven' kadar iyi bir polisiyenin nadir olduğunu söyleyen Ümit, sinemanın, özellikle listesindeki ilk iki filmin yazma sürecini çok etkilediğini de söyledi.

İşte Ahmet Ümit'in en çok etkilendiği 5 polisiye film: İzlemek için tıklayınız

Ümit'le 5 muhteşem film ve güzel bir sohbetin ardından klasik 'hatıra fotoğrafı'mızı da çektirdik...

24 Kasım 2010

Erkeklerin hazettiği feminist bir cennet

Evlilik kurumunun olmadığı, erkeklerin yetkisiz olduğu, kadınların yönettiği bir dünya... Ricardo Coler, iki ay birlikte yaşadığı Mosuoların dünyasını anlattı.



Erkekler, ne yaşadıkları evin ne de bölgedeki herhangi bir malın sahibi olamazlar. Sadece kadınlar için çalışabilirler. Her şeyden kadınlar sorumlular. Ailenin bütün mal varlığı sadece kadınlarda. Soyadı vermek, miras almak gibi haklar kadınlara ait. Kısaca anaerkil bir dünya. İmkansız bir gelecek tasviri değil, Çin'in güneyinde yaşayan Mosuoların yaşamı.

Arjantinli doktor, gazeteci, fotoğrafçı Ricardo Coler iki ay mosularla birlikte yaşadı ve kadınların egemen olduğu bu dünyayı 'Kadın Krallığı' kitabında anlattı. Çok eşlilik ve anaerkil toplumlar üzerine yaptığı çalışmlarıyla bilinen Ricardo Coler 'Kadın Krallığı'nı anlattı:

22 Kasım 2010

'Kimse bu ülkede adalet var demesin'

12 yaşında babasıyla birlikte öldürülen Uğur Kaymaz'ın 6. ölüm yıldönümünde dava AİHM'de. Ailesi ise adalete olan inancını yitirmiş. Anne Makbule Kaymaz: ''Eğer çocuğumun bir suçu varsa sorgulasalardı, niye öldürdüler? Biz çocuklarımızı öldürülsün diye büyütmüyoruz. Ciğerim yanıyor...''



21 Kasım 2004 tarihinde bazı televizyon kanallarında ''Mardin Kızlıltepe'de iki terörist öldürüldü'' altyazısı geçti. Mardin Valiliği'nin açıklaması üzerine basına yansıyan o iki 'terörist' 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'dı.

10 dakika önce annesine bayramlığını kaldırmasını söyleyen 12 yaşındaki Uğur, evinin önünde 'terörist' diye öldürüldü. Vücudundan 9 kurşun çıkarıldı.

Daha sonra Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ı öldürmekten yargılanan 4 polisin davasında mahkeme polislere meşru müdafaa gerekçesiyle beraat kararı verdi. Avukatlar temyize gitti. Verilen beraat kararını Yargıtay onadı. Kararda "Eylemin, meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı" vurgulandı.



Uğur'u ve babasını anmak isteyenlere de geçen yıl ki anma törenlerinden dolayı dava açıldı. Aralarında amca Reşat Kaymaz’ın da bulunduğu 6 kişiye ‘örgüt propagandası’ yaptıkları iddiasıyla 1'er yıl hapis cezası verildi.

12 Kasım 2010

N5- Cem Yılmaz'ın 5 listesi

Geçen hafta başladığımız N5'in ikinci hafta konuğu Cem Yılmaz oldu.



Bir 'star' ağırlamanın tüm heyecanıyla Cem Yılmaz'a ondan istediğimiz liste başlıklarını önerdik ama liste ve sıralama yapmakta çok zorlandığını söyledi. Bir ara neredeyse yapmaktan vazgeçecekti ama neyse ki Emrah'ın (Kolukısa) önerisiyle bir başlık hoşuna gitti ve N5 için beraber çalışmak istediği yönetmenleri sıraladı.

İşte Cem Yılmaz 'Ben, kendim (Me, myself)' diyerek başladığı N5 listesi: İzlemek için tıklayınız

10 Kasım 2010

100 sayıdır filmlerle yaşıyorlar

''12 Eylül’ün depolitize ettiği bir kuşağın apolitik olmayan bireyleriyiz... Yok olan bir geleneği yaşatıyoruz. Bu da bize romantik sorumluluk yüklüyor...'' 100. sayısını çıkartan Altyazı ekibinden Fırat Yücel ve Senem Aytaç anlattı...


Türkiye'de sinema dergilerinin ömrü maalesef uzun olmuyor. Empire, Total Film, DVD+ son dönemde kapanan dergilerden sadece birkaçı. Bu kapanma tehlikesini daha yolun başındayken yaşayan Altyazı ise zor olanı başararak 100. sayısını çıkardı.

Mithat Alam Film Merkezi'nde film izleyip, film konuşan genç sinefillerin kurduğu Altyazı, alternatif popüler ayrımı yapmayan, filmleri tanıtmaktan çok okumaya, anlamaya çalışan bir dergi olarak yola çıktı ve 100 sayıda Türkiye sinemasının önemli bir parçası haline geldi.

Hazırladıkları dosyalar, yönetmenlerin sineması ve filmler üzerine yaptıkları analizler ile 'alınması gereken' bir dergi oldu. Dayatılandan uzakta, istedikleri ve sevdikleri filmleri, yönetmenleri, yazarları, sinemaya bir şekilde dokunan herkesi ve her şeyi paylaştılar. Ve '100 Özel Sayısı'nda da sinema üreten ve sinemayı dert edinen bu kişilerin işlerini bir araya getirdiler.

9 Kasım 2010

'Bu ülkeye ancak bu kadar kötülük yapılabilirdi'

''Gerçekten çok sayıda nefret suçu işlediler. Çok sayıda ırkçı, ayrımcı başlıklar attılar. Bu ülkeye ancak bu kadar kötülük yapılabilirdi...'' Ahmet Kaya'nın 10. ölüm yıldönümünde, Gülten Kaya ile geçen 10 yılı, dilenen özürleri, atılan manşetleri, 'Başbakan'ın samimiyeti'ni konuştuk.



''Vay şerefsiz'', ''Şerefsiz iş başında'', ''Parayı veren Ahmet'i alır'', ''Ahmet Kaya adında bir şerefsiz''... Bu ve bunun gibi sayısız manşet ve başlığın atılma sebebi Ahmet Kaya'nın ağzından hiç çıkmayan sözlerin bir gazete tarafından söylenmiş gibi gösterilmesiydi. Bugün hala birçok insan Ahmet Kaya'ya söylemediği sözler, montajla hazırlanan fotoğraflar ve çarpıtılan bilgiler nedeniyle nefret kusuyor.

''Vay Şerefsiz'' manşetinin mimarı Ertuğrul Özkök, ''Bir insanın hayatı bir manşetle değişmez'' dedi ama atılan manşetlere, ve bugüne kadar yazılan köşe yazılarına bakıldığında bile, bir insana yapılan saldırının kısa sürede ne boyuta geldiğini rahatlıkla görebilirsiniz.

O dönem Fatih Altaylı, Ertuğrul Özkök, Cenk Koray gibi köşe yazarları tarafından yazılanlara belki de çok şaşırmamak lazım çünkü bu nefret söylemi şu an hala devam ediyor, hala günlük gazetelerde sık sık karşımıza çıkıyor.

Hayat karartan manşetler için tıklayınız

''Önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim'' demişti Ahmet Kaya. Bunu söylerken, yılllar sonra pişman olacak 'ünlü'ler tarafından linç edileceğini de, bir günde bölücü ilan edileceğini de, ülkesinden uzakta öleceğini de tabii ki bilmiyordu. Gülten Kaya ise eşinin ölümün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala o yalan haberleri temizlemeye çalışıyor.

2 Kasım 2010

N5: 'Keşke ben çekseydim'

ntvmsnbc'de yeni bir bölüme başladık N5 diye... Yazarlara, çizerlere, müzisyenlere, sinemacılara, sevdiğimiz isimlere 5'lik listelerini soruyoruz, onlar da görüntüler eşliğinde anlatıyor.



High Fidelity'den yola çıkarak başladık isimleri seçmeye. Ve N5'e hem yazan hem yöneten bir isimle, Ümit Ünal'la başladık.  Ünal, 'keşke ben çekseydim' dediği filmleri anlattı. Ve gerçekten kıskanılacak muhteşem 5 film listesi N5 için güzel bir başlangıç oldu.

Ümit Ünal'ın 'keşke ben çekseydim' dediği filmler için buraya tıklayınız.