22 Ağustos 2010

Sıradan olmayı seçmek

Sık sık gelir aklıma... Güzelliği, karizması ve hiç geçmeyen etkisi... Ama en çok da, arkasına bakmadan çekip gittiği hikayesiyle...



Greta Garbo... Sadece beyazperdenin değil yüzyılın en sıradışı isimlerindendi. İşin ilginci, bu sıradışılığı, sıradan olmak istemesinde yatıyordu.

Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Tezgahtarlıktan mankenliğe kadar birçok işte çalıştı. Tiyatro eğitimi gördü, sinemaya girdi sessiz sinemanın en büyük isimlerinden oldu. Sinemaya ses geldi, o daha da büyük bir isim oldu. 'Mata Hari'den 'Queen Christina'ya, 'Anna Karenina'ya kadar birçok büyük filmde oynadı. Ve popülerliğin zirvesinde, 1940 yılında sinemayı, şöhreti, hayranlarını, spot ışıklarını, Amerikan rüyası'nı, kısaca herşeyi bıraktı.

''Ben milyonlarca erkeğe vefasızlık eden bir kadınım' G.G.

Ve bir daha asla görünmedi. Hiçbir dergiye, gazeteye çıkmadı, magazin basını onu fotoğraflamak için çok uğraştı ama yakalanmadı. Hiç röportaj vermedi; galalardan, toplantılardan, buluşmalardan hep uzak kaldı. Özel hayatıyla ilgili hiç birşey bilinmiyordu. Adresi bile bilinmiyordu. Hayatı boyunca hiç kimseyi umursamadı. Hiçbir gücü önemsemedi. Herkes geri döneceği anı bekledi ama öyle bir şey asla olmadı.

Kesinlikle etkileyici bir kadın, etkileyici bir hikaye. Güzelliğini gölgede bırakacak kadar güçlü bir kadın. Şarkılara, filmlere ilham olması da, hikayesine/ seçimine bir esrar, gizem katılması da boşuna değil...



Nasıl 35 yaşında arkasına bakmadan butün hayatını, şöhretini bıraktı arkasında bıraktı...



'Bir hayat nasıl dolar?' sorusuna cevabı vardı galiba. Nasıl bir hayatı oldu bilemiyoruz ama otoritelere, güce, paraya, şöhrete karşı başka bir şeyi seçmişti. Sıradan olmayı seçti belki de.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder