25 Mart 2010

Eksi 80 derecede GDO karşıtı bir kahraman


Karlarla kaplı geleceğin dünyasında, günümüz meseleleri, küresel ısınma ve GDO'lu ürünleri 'Ayılı Adam' adlı kitabında merkeze alan Yalçın Didman, 'Eksi Seksen'de geçen çevreci bilimkurgu hikayesini anlattı.

Küresel ısınma sonrası karlar ve buzullarla kaplı bir dünya, Tilki diye anılan paralı bir asker ve doğal besinlerin tükendiği bu dünyada petrolden bile kıymetli olan tohumlara ulaşmaya çalışan gruplar...

Yalçın Didman yazıp-çizdiği 'Ayılı Adam'da bir yandan sıkı bir macera anlatıyor bir yandan da çevresel sorunları merkezine alarak güçlü bir eser ortaya çıkarıyor.

Kuzey Avrupa gezilerinden ve karlı zirvelere bizzat yaptığı yolculukları da hikayesine katan Didman, Rodeo etiketiyle çıkan 'Ayılı Adam'ı anlattı:

Küresel ısınmayla, GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ürünlerle, güncel konularla ilgili, hatta bu temaları merkezine alan bir çizgi roman ‘Eksi Seksen’. Bu bakımdan çıkış noktanızı sormak istiyorum. Yani, başlamadan önce aklınıza ilk gelen resim neydi?
Çevreyi düşünerek başlamamıştım aslında. Kuzey halkları, Yakut Türkleri, İnnuitler (Eskimolar) gibi enteresan topluluklara dair otantik bir çalışma yapmak geçiyordu içimden. Binlerce yıldır zorlu iklimlerde yaşayan insanların kültürel ortamlarını ve hayatta kalma mücadelelerini post-apokaliptik bir bilim-kurgu ortamına taşımaktı niyetim. Söz konusu zorlu koşulların yakın gelecekte tüm dünya için söz konusu olabileceği fikri belirdi aklıma. Doğal kaynakların sorumsuzca israfı, er geç dünyayı topyekün böyle bir potaya sokacaktı... Ben 90'ların başında konsepti geliştirirken, küresel ısınma konusu bu denli popüler değildi.


‘Ayılı Adam’ ‘insanlığın sonu’ hikayesi... Bu bakımdan karamsar ama öte yandan özellikle baş karakteri sebebiyle umut vaat eden bir hikayeye de dönüşebiliyor. Bu denge çizgi romanın ana izleğini oluşturuyor diyebilir miyiz?
Kimi insanlardaki umursamaz tavra ve bencilliğe sahip, paranın emrinde bir karakterimiz var. Fakat böyle yaparak dünyaya ve insanlığa zarar verdiğinin farkına varınca, içsel bir dönüşümle, duyarlılığını harekete geçiriyor... Evet, karakterin içsel dönüşümü hikayenin kırılma noktalarından.

GÜNÜMÜZ İNSANI GÜNÜ KURTARMA PEŞİNDE
Alt metinlerini de hikayeye katan, göndermeleri bol bir çizgi roman 'Ayılı Adam'. Bundaki en önemli etkenin hikayenin güncel olması mı?

Evet. Günümüz insanında pek kalmamış olan “hayata anlam katma arayışı”, hikayedeki karakterlerin bazı diyaloglarında açığa çıkıyor. Felsefi temeli olmayan, günü kurtarma derdindeki insandır günümüz insanı. Zaten çevresel problemlerin ortaya çıkışında da bence bu ruhani boşluğun katkısı var.

Dolu dolu içeriğine rağmen aksiyonu hiç aksamayan bir çizgi roman. Bu, çizgi romanın genel prensipleriyle mi alakalı yoksa yazıp çizerken aksiyon hep kafanızda mıydı?
Çizgi roman türünün ruhunda sürükleyici bir aksiyon olması gerektiğine inanırım. Kurgulanması uzun süreçlere yayılmış olan bu macerada, okurun merak ve heyecanını her daim diri tutmak gerekiyordu. Böyle olması, eserin görsel boyutunu da renklendiriyor. Enteresan hareketler, mekanizmalar, mizansenler devreye giriyor.



ÇEVRESEL TEHDİT KARŞISINDA İMTİYAZLAR...
Hikayeyi karşıtlıklar üzerine kurduğunuzu söyleyebilir miyiz? İnsan isimli hayvan, 'Tilki' lakaplı adam, duyarlı bir hikaye, paralı bir asker, kahramana ihtiyaç duyan bir dünya ve bir anti-kahraman…

Özde, bütün hikayeler karşıtlılıklara dayanır. İyinin kötüyle mücadelesine bilinmezlikler eklenince, sallantıda dengeler oluşuyor... İnsan ve hayvan arasındaki isim değişmecesi planlı bir şey değildi. Fakat, çevresel tehdit karşısında herhangi bir türün imtiyazı kalmadığına da işaret ediyor. Zaten bizim bu maceranın zorlu coğrafyasında, insanların hayvanlarla ilişkisi, aralarındaki dostluk ve kaynaşma çok sağlamdır hep.

Hikayede belki de tek zayıf kalan yön Tilki ile Simonet arasındaki ilişki olabilir. Çünkü okurken, hikayenin onlar arasındaki daha güçlü bir ilişkiye ihtiyacı varmış gibi geldi… Bunu geri planda bırakmak bilinçli tercihiniz miydi? Yoksa böyle bir hikayede bunu beklemek çok Hollywood-vari, romantik bir şey mi olur?
Duygusal boyut, az önce bahsettiğimiz kesintisiz aksiyona sekte vurabilecek bir şeydi. Ayrıca bu ilk macera zaten hayli uzun oldu. Anlatılması kaçınılmaz olan şeyler arasına romantizm sıkıştırmaya çalışmak, o duyguyu da hak ettiği kuvvette anlatamamak sonucunu doğurabilirdi. Bir diğer faktör de, Tilki lakaplı kahramanımızın, duygusallığa fazla prim vermeyen bir karakter olması. Onu diri tutan, önündeki somut problemlere konsantrasyonunu sağlayan şey de bu zaten.

Bilimsel gerçeklere referans verseniz de hikayenin ve çizgi romanın estetiği daha çok distopik, apokaliptik hikayeleri, filmleri hatırlatıyor. Bu anlamda bilimsel gerçeklerin çizgi romanda nasıl bir işlevi olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu hikaye içerisinde bilimsel gerçeklerin ağırlığı var tabii. Çizgi romana taşımak istediğim şeyler, genç neslin bilime ilgisini körüklemek için kullandığım unsurlar mevcut. En az çizgi romanlar kadar heyecan verici olan bilimsel gelişmelere yönlendirmek istiyorum onları. Takip eden için, bilim dünyasında her gün yeni bir macera çıkıyor ortaya, yeni bir doğum oluyor. İlk Ayılı Adam kitabının isminin neden Eksi Seksen olduğu bile, arı sularda nadiren rastlanan bir durumun bilimsel açıklamasıyla ilgili.


Hikayenin özünde küresel iklim değişikliği var. Bu değişiklik yakın zamana dek sadece bir teoriydi belki, fakat sıcak (bir yandan da soğuk) gelişmelerle yazık ki artık tartışılmaz bir gerçek: Şimdiye kadarkilerden çok daha büyük bir buzul kitlesinin Antarktika'dan koptuğu, geçtiğimiz haftalarda Türk basınında bile (!) anasayfa haberi oldu. Ve bu, Okyanus akıntılarını etkileyerek, bizim hikayemizdeki realitenin uzun vadede gerçekleşmesine sebep olabilecek bir durum. Yok eğer uzun değil de kısa vadede sebep olursa, Ayılı Adam konsepti başlıbaşına 'gerçekleşmiş bir kehanet' e dönüşür, ki bunu hiç istemem... Bir de tohumlar meselesi var tabii: Eksi Seksen'in lokomotif unsuru olan doğal tohumlar artık o kadar azaldı ki, Türkiye'de bile bu konuda bir telaş başladı. Çok süt veren ineklerin veya dev domateslerin değil, soğuk veya kurak iklimde bile ürün verdirecek genlere sahip tohumların peşinde artık dünya. 'Dayanıklılık' temel kriter... Türkiye, vaktiyle hor gördüğü dayanıklı tohumlarının kıymetini geç de olsa anlamaya başlıyor.

'MODERN' DÜNYANIN GERİLİMLİ KAOSU...
Kitabın arkasında da yer alan gezileriniz, anılarınız çizgi romandaki dünyanın yaratım sürecinde ne kadar etkili oldu? Özellikle soğuk ve karlı dünyayı yaratmanızda etkili olan şeylerden bahsedebilir misiniz?

Laponya'dan Kaçkarlar'a kadar çeşitli coğrafyalara yaptığım geziler, karlı, soğuk ortamlara dair nüansları yakından tanımamı sağladı. Anlattığım hikayedeki fiziksel ortam, avcılık ve gezi tutkusu sebebiyle gençlik yıllarımdan beri girip çıktığım bir ortamdır. Kuzey Avrupalıların karda kullandığı araçlar dahil, görüp denediğim hemen her şey bir biçimde Ayılı Adam'ın dünyasına sızdı. Sözde 'modern' dünyanın gerilimli kaosundan uzaklaşmak için ille de yaz mevsimini bekleyenlerden değilim.

‘Ayılı Adam’ çevreci bir kitap? Fakat didaktik olmayan bir hikaye...
Bilgiçlik taslayan bir tavır, çizgi roman içinde güzel durmaz. Ayrıca, ipin ucunu kaçırıp yanlış ifadelere kaymak riskini de taşır. Özellikle bilim konusunda, haddi aşmamak lazım. İklime dair bir araştırma yazıyormuşçasına bilimsel dil kullanmak olmazdı. Bütün mesele, merak uyandırmak. Didaktik bir tavır ise bunun tam tersini yapıp, okuru soğutabilir.

2001'DEN JACQUES COUSTEAU'YA
Gezileriniz, anılarınız ve bilimsel bulgular dışında görsel referanlarınız nelerdi?

Genel çizgi roman kariyerimden bahsedecek olursak, sinemadan tabii ki referanslarım oldu. Örneğin, bu kitapla direkt bağlantısı görülmese de, beni en çok etkileyen '2001: Uzay Macerası'dır. Bu temaları tercih etmemde, Jack London ve Jules Verne'in romanları da çok etkili olmuştur. Tabiat içindeki mücadeleleri bizzat yaşayıp edebiyata taşımış olan Joseph Conrad, deniz maceralarıyla, Afrika maceralarıyla, özel yaşamıyla ve keşif gezileriyle beni çarpmıştır. Narcissus'un Zencisi isimli kitabına hayranımdır Conrad'ın...

Eksi Seksen'in görselliğinden bahsedecek olursak, Sessiz Dünya ve Beyaz Dünya gibi, ta çocukluğumda seyrettiğim Jacques Cousteau belgesellerine varana dek çok sayıda film etkili olmuştur. İlkokul çağımda, televizyon yokken, Adapazarı'ndaki öğretmenlerimiz bizi okulca sinema salonlarına götürüp bu belgeselleri izletirlerdi.

Bundan sonraki Ayılı Adam macerası da küresel ısınma çerçevesinde mi olacak? Biraz bahsebilir misiniz?
İkinci uzun maceranın öncesinde, Rodeo'nun yakında çıkacak bir kitabında yer almak üzere kısa bir Ayılı Adam öyküsü tamamladım. Esprili konusuyla, sıradışı bir çalışma oldu bu... Halen üzerinde çalıştığım ikinci uzun macerada ise, Eksi Seksen'deki iklim koşulları aynen geçerli olmakla birlikte, bir takım yeni ve ilginç bilimsel veriler, motifler ön plana çıkacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder