13 Şubat 2010

Kıyamet mi kopacak? Zenginsen dert etme

Maya takvimine göre kıyamet 2012 yılında gerçekleşecek. Peki ama nasıl? Zenginler için fazla sorun yok gibi...


Eğer yönetmenin daha önceki ‘felaket’ filmlerini izlediyseniz ‘2012’de nelerle karşılaşacağınızı tahmin edebilirsiniz. Kendi içinde bile tutarlılık taşımayan sahneler, ahlak dersi, kutsanan çekirdek aile vs…

Daha önce ‘Godzilla’, ‘Kurtuluş Günü/ Independence Day’ ve ‘Yarından Sonra/ The Day After Tomorrow’da dünyanın sonunu bir türlü getiremeyen Emmerich, ’2012’ye ‘bu sefer olacak galiba’ düsturuyla giriyor ama…

Hikaye 2009’da başlıyor ve 2012’ye kadar geçen kısa bölümde bilim insanlarının kıyametin sinyallerini keşfetmesini ve elden hiçbir şey gelmeyeceğini anlamalarını izliyoruz. 2012’ye geldiğimizde ise kahramanımızla tanışıyoruz: Boşanmış ve iki çocuk babası Jackson Curtis’le. Curtis ‘oğluyla iyi iletişim kuramayan, eski eşinin kocasını kıskanan, yayımlatabildiği tek kitabı 500 adet bile satmayan başarısız’ bir yazardır. Jackson çocuklarıyla hafta sonunu geçirmeye hazırlanırken Dünya da çatırdamaya, yanmaya ve yarılmaya başlar.


ABD Başkanı’nın sözleriyle ‘bildiğimiz dünya artık yok olacaktır’ ama bu bilgi halktan saklanır. Halk duyarsa panik olur, kaos olur! Kıyametten kurtulmak için tek bir çare vardır ama o da sadece belli bir grupla paylaşılır. Bu grup tabiî ki dünyayı yönetenler, zenginler, devlet başkanlarından oluşuyor. Yani paranız varsa kıyamet bile vız gelir ama önce Emmerich’in söyleyecekleri var. Çünkü Alman yönetmen öyküsünü vereceği dersler ve duygusal sahneler üzerine kuruyor. Her filminde verdiği derslere ‘2012’de de yenilerini ekliyor; ABD Başkanı’nın geç de olsa dürüstlüğüne bir kez daha şahit oluyoruz. Sistem kötü de olsa iyi insanların da olduğunu, kötülerin ise cezasını bulduğunu biliyoruz. Ve çekirdek ailenin kutsallığına bir kez daha inanıyoruz!

158 dakikalık filmin en rahatsız edici ve bayat yanı ise karakterler arasında yaşanan duygusal hezeyanlardı. Ebeveynler, çocuklar, sevgililer, ayrılmalar, kavuşmalar, öldü sanmalar, tekrar geri dönmeler, ‘sana güveniyorum’lar, ‘seni seviyorum’lar... O zaman geriye zevkle izlenecek bir tek sahneler kalıyor ama onlar da ‘daha önce izlemiştik’ ve ‘bilgisayar oyunundan farksız’ duygusu uyandırıyor. Şehirlerin yarıldığı ve yok olduğu sahneler etkileyici olsa da özellikle limuzin ve radyo arabasıyla kaçış sahneleri gibi birçok sahne herhangi bir yarış oyunundan farksız duruyor ve sinemasal hiçbir tat taşımıyor.

Karakterlerin onca antipatik diyaloguna rağmen oyuncularsa elinden geleni yapıyor. John Cusack kahraman baba klişesinde bile kendisini izlettirirken, filmin tek kötü adamı Anheuser rolünde Oliver Platt ve komik replikleriyle Yuri rolünde Zlatko Buric filmin öne çıkanları oluyor. Chiwetel Ejiofor, Thandie Newton, Woody Harelson gibi yetenekli oyuncular için ise film sadece filmografilerindeki sayıyı artırıyor.

Sonuç itibariyle ‘2012’ klasik bir Emmerich filmi. Yani Emmerich’in önceki ‘dünyanın sonu’ filmlerini sevdiyseniz bu yazıyı dikkate almayın. Ama onun Hollywood klişeleri ve mesajlarıyla dolu duygusal filmlerinden sıkıldıysanız ‘2012’yi dikkate almayın…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder