13 Şubat 2010

Akın'dan lezzetli bir film

Yeni filmi 'Soul Kitchen'da aşk, müzik, yemek ve dostluğu konu alan Fatih Akın, yılın ilk iyi filmine imza atıyor...



Soul Kitchen adlı restoranın sahibi olan Zinos’un hiçbir şey istediği gibi gitmez. Kız arkadaşı Çin’e gitmiştir. Restoranda işler iyi gitmemektedir, belini yürüyemeyecek kadar incitmiştir, hapisten şartlı tahliye olan abisi, vergi memurları, sağlık kontrolleri de işin cilasıdır. Kısacası Zinos’un hayalleri ve planlarıyla yaşadığı hayat arasında uçurumlar vardır. Aynen John Lennon’ın yukarıdaki sözü gibi…

Aslında bütün Fatih Akın filmlerinde aynı temayı görürüz. Akın, ‘Kısa ve Acısız’dan ‘Temmuzda'ya kadar birçok filminde hayata tutunamayan ya da kendini boşlukta hisseden karakterleri hikayenin merkezine koyuyor.


Akın, ‘Soul Kitchen’da eğlenceli, komik, lezzetli ve müzik dolu bir hikaye anlatıyor. Kameranın hiç durmadığı ve müziğin ve yemeğin başrolde olduğu filmde bir grup insanın hayatını bir mekan üzerinden anlatıyor.

Akın’ın yaşadığı şehir Hamburg’da, Wilhelmsburg banliyösünde geçen filmde mekanı hiç sıkılmadan izlenir kılan en önemli unsurların başında tabii ki müzik geliyor. Çok iyi bir soundtrack'e sahip olan filmde, Quincy Jones’dan Ruth Brown’a kadar birçok klasikleşmiş isimle birlikte rock, punk ve elektronik şarkı da yer alıyor.

’Bir yerleşim yeri olarak değil bir varoluş biçimi ve tavır olarak yuvayı anlatmak istedim’’ diyen Akın, bunu başarıyla gerçekleştiriyor. Belli klişeleri kullansa da ana çatıyı mekan üzerinden kuran Akın, mekandan bağımsız sahnelerde de o ruhu korumayı başarıyor.

Müzikle birlikte başroldeki diğer oyuncu da kuşkusuz mutfak oluyor. Müşterisiz, sinek avlanan günlerden, afrodizyak etkili tatlıların yarattığı mutluluk anına kadar her sahne müzikle muhteşem bir uyum yakalıyor.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder